SON DAKİKA

Grafikhaber.net
Kültür Sanat Haberleri

Akademi’nin yeni üyeleri Oscar yarışını nasıl etkiler?

Akademi’nin yeni üyeleri Oscar yarışını nasıl etkiler?
Bu haber 14 Temmuz 2016 - 16:27 'de eklendi ve kez görüntülendi.

89.Oscar yarışında iki hafta önceki hareketlenme dikkat çekiciydi. Nuri Bilge Ceylan, Gökhan Tiryaki ve Deniz Gamze Ergüven’in Akademi üyeliğine davet edilmesi, aslında Spike Lee’nin protestosundan sonra vaat edilenleri ortaya koyuyor. Peki ama Akademi’deki kadınların oranının yüzde 27’ye, siyahların oranının yüzde 11’e çıkması, bu sene ibrenin ‘Afro-Amerikan filmleri’ni göstermesini sağlayacak mı? Üç yeni yerli üye ne ifade ediyor?

YABANCI, SİYAHİ VE KADIN ÜYELER ARTTIRILDI

Bu sene Akademi’ye 683 üye davet edilerek bir rekor kırıldı. ‘Çeşitlilik’e yol açan bu hamle, Cheryl Boone Isaacs’in hedeflerini açığa çıkarıyor. Bunlardan yüzde 46’sının kadın, yüzde 41’inin siyahi olmasına şaşırmadık. Davet gönderilen 283 kişinin yaşlı, genç fark etmeksizin yabancılardan seçilmesi de üzerine basılması gereken önemli bir detay. Ken Loach, Margarethe Von Trotta, Hou Hsiao-Hsien, Park Chan-Wook, Abbas Kiarostami, Takeshi Kitano, Carlos Reygadas, Nuri Bilge Ceylan, Catherine Breillat, Hirokazu Kore-eda, Isabel Coixet, Apichatpong Weerasethakul, Marjane Satrapi, Nicolas Winding Refn, Lucrecia Martel, Deepa Mehta, Christian Mungiu, Naomi Kawase, Taika Waititi, Mia Hansen-Løve ilk bakışta dikkat çekenler. Ama John Boyega, Nate Parker, Idris Elba, Michael B. Jordan gibi henüz bir şey kanıtlamamış Afro-Amerikalı oyuncuların listede yer alması görmezden gelinir gibi değil.

Daha önce bu davetler senede 322’yi geçmemişti. Genelde Oscar’a aday olmuş filmlerin ekipleri, yaratıcıları ve kadroları tercih ediliyordu. Melvin Van Peebles, Julie Dash, Keenen Ivory Wayans gibi Afro-Amerikan sinemasında kilit bir yere sahip rejisörlerin bir anda üyeliğe alınması sürecin karşılığı. Dee Rees, Ryan Coogler gibi genç siyahi yaratıcılar ise araya sıkıştırılmış gibi…

Senenin Afro-Amerikan aday adayları arasında görülen Nate Parker (“The Birth of a Nation”), Mahershala Ali’nin (“Moonlight”) ve Amma Asante’nin (“A United Kingdom”) Akademi bünyesine katılması her şeyin uzantısı elbette. Marlon Wayans ve Ice Cube bile var. Yabancı yönetmenler arasında Haroun Mahamat-Saleh, Nicole Garcia, Naji Abu Nowar, Haifaa al-Mansour, Ana Lily Amirpour, Anna Muylaert, Laura Amelia Guzman, Sarah Gavron, Sanaa Hamri, Marielle Heller ve Alice Winocour’u görünce çıkış yaparak aday olan Deniz Gamze Ergüven’e şaşırmıyoruz.

Ama bu dünya sinemasının dününü bugününü toplama arzusu, aslında Gökhan Tiryaki ve Nuri Bilge Ceylan’ın uluslararası değeri perçinlendi. Bakalım 6000’i geçen Akademi üyeleri, aktif olmayanların da ödül vermemesi kuralının gelmesiyle ne zaman 60 yaş ortalamasının altına düşecek? Bu süreçte bu sene nasıl gelişmeler yaşanacak? Bir yabancı film ya da Afro-Amerikan filmi zafere ulaşabilecek mi? Bana kalırsa yüzde 11’den 14’e ulaşan siyahi üye ya da yüzde 25’den 27’ye ulaşan kadın üye adedi ilk aşamada aşırı etkili olmaz.

AFRO-AMERİKAN FİLMLERİ YOL HARİTALARINI BELİRLEDİ

Yarıştaki güncel duruma bakarsak Focus’un “The Zookeeper’s Wife”ı Mart 2017’ye ertelemesiyle “Loving” ve “Nocturnal Animals”a yükleneceği anlaşıldı. “Gizli Dünya”yı (“Room”) adaylığa taşıyan A24 ise “Moonlight”ı Ekim 2016 vizyonuna yerleştirerek çok sert bir hamle yaptı.

Adı geçen diğer Afro-Amerikan filmleri ise “Fences”, “Collateral Beauty”, “Marshall” ve “A United Kingdom”. ABD’de dağıtımcı bulamayan ama bu konuda Toronto’dan umutlu olan sonuncusunun Londra Film Festivali açılışını kapatması avantaj. “Fences”, Scorsese’nin “Silence”ı varken Paramount için ikinci planda, iki majör oyuncu dalında ödül alabilir. “Collateral Beauty” Will Smith’e adaylık getirebilir. “Marshall” ise Open Road Films yoluyla ilk aşamada Chadwick Boseman’a iddialı bir yarış yeri bulabilir. “The Fits”in Royalty Hightower ile ‘en genç kadın oyuncu’ ödülünü yakalama ihtimalinden de bahsediliyor

‘THE BIRTH OF A NATION’ NE YAPAR?

Açıkçası iki hafta önce izlediğim, Fox Searchlight’ın Sundance çıkışlı simge filmi “The Birth a of Nation”ın (2016) Nat Turner hikayesi çarpıcı ve kritik. 1800’lere ışınlanmamızı sağlayan iç savaş hikayesi özellikle Amerikalıları etkili altına alacaktır. Son 40 dakikadaki çatışma, uğraş ve irade filmin etkisine çok şey katacaktır. Sinematografinin ve kurgunun kalitesini yükseltiyor. Ama yapım tasarımı olmadan el-omuz kamerasına bel bağlanması ‘ucuzluk’ sözü veriyor. Siyahi istismar filmine yakın, ama “Lee Daniels’ The Butler”ın (2013) seviyesine inmeyen bir yapı var.

Oyuncu dallarında Nate Parker’dan ziyade ‘kötü beyaz işkenceci’ tipini Fassbender kadar olmasa da ‘pis sakal’ ile çizgi filmsi hale getiren Armie Hammer aday olabilir. Aja Naomi King ise Cherry’deki masum yüz ifadeleriyle en azından son sekanstaki bakışıyla bile ‘yardımcı kadın oyuncu’ dalında rekabete girebilir.

Filmin ‘En İyi Film’, ‘En İyi Özgün Senaryo’, ‘En İyi Kurgu’, ‘En İyi Sinematografi’ adaylıklarını yardımcı kadın, yardımcı erkek, yönetmen, müzik ve erkek oyuncu ile destekleme şansı var. “The Birth of  a Nation”, film, senaryo ve müzik ödüllerini kapıp evine dönebilir. Reji konusunda Nate Parker tane tane konuşmaktan açılara vakit ayıramazken aslında öykünün melodram potansiyeline abanıyor. Ama hüzünlü başarı/ayaklanma hikayesi de ilginç bir psikoloji yaratıyor. Yaşananlar tüm Amerikalıları kalbinden vuracaktır.

“Milyoner” (“Slumdog Millionaire”, 2008), “12 Yıllık Esaret” (“12 Years a Slave”, 2013) ve “Birdman”in (2014) zaferinin mimarı Fox Searchlight’ın “Wilson” ile ne yapacağı da merak konusu. Ama Woody Harrelson’ın erkek oyuncu adaylığından söz edenler var.

YARIŞIN ŞEKLİ BELLİ OLMAYA BAŞLADI

Öte yandan “La La Land”in Venedik açılışını kapatmasıyla “Birdman” ve “Yerçekimi”nin (“Gravity”, 2013) yollarını akla getirdi. Lionsgate, “Çarpışma”nın (“Crash”, 2004) son dakika zaferinden bu yana ilk kez bir Oscar yarışında bu kadar iddialı. Geçen sene “Spotlight”ın yaptığını da düşünürsek bu noktadan sonra ‘En İyi Film’ ve ‘En İyi Yönetmen’ ödülünden biri gelir gibi. Emma Stone’un alacağı adaylık da şaşırtmaz. Telluride ve Toronto’ya giriş şart elbette.

“Spotlight”ı o festivalden alıp zafere taşıyan Open Road Films’in “Marshall”, “Snowden” ve “Bleed for This” ile neler yapacağı ise merak konusu. İlkine yüklenip bu sene Akademi’nin ‘directors branch’ine (yönetmenler şubesi) giren, geçmişte de yan etkinlikleri yöneten Reginald Hudlin’e umut bağlamak daha mantıklı olur. Açıkçası yabancı üyelerin artmasıyla ‘Yabancı Dilde En İyi Film’ dalında iddialı bir eserin ‘En İyi Film’e girme ihtimali de yükseldi. Bu kontenjanı iyi analiz etmek lazım.

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER