Balkan sanatını yansıtan sergi ziyaretçilerini bekliyor

Farklı kuşaklardan Balkan sanatçıları bir araya getiren “Balkanlardan Gelen Soğuk Hava” coğrafyayı sanat ve kültürle ilişkilendirirken, “Mersad Berber: Bir Bosna Alegorisi” 2012 yılında hayatını kaybeden sanatçının eserlerini, ölümünden beş yıl sonra sanatseverlerle buluşturuyor.

Pera Müzesi’nin Lübliyana Müzesi ve Galerileri iş birliğiyle düzenlediği “Balkanlardan Gelen Soğuk Hava” sergisi bir doğa olayı üzerinden biçimleniyor: Rüzgâr. Maja Bajević, Braco Dimitrijević, Vadim Fiškin, IRWIN, Laibach, Mladen Miljanović, Ivan Moudov, OHO, Dan Perjovschi, Mladen Stilinović, Ulay ve Sislej Xhafa gibi sanatçıların kendilerini çevreleyen sosyal, politik ve kültürel izlenimlerine yer veren sergi, videodan fotoğrafa, çizimden yerleştirmeye farklı mecralardan çarpıcı eserleri bir araya getiriyor. Lübliyana Müzesi ve Galerileri’nde sanat yönetmeni olarak çalışan Alenka Gregorič ile Ali Akay’ın küratörlüğünde düzenlenen sergi ile birlikte İstanbul kenti, zamanlar ve kültürlerin karşılaşmasına sahne olurken, bize Balkan geçmişimizi hatırlatacak bir düşünme alanı yaratıyor.

“Balkanlardan Gelen Soğuk Hava” sergisi kapsamında 5 Mayıs Cuma günü saat 18:30’da sanatçı Jasmina Cibic “Arzuyu İnşa Etmek” başlıklı bir konuşma gerçekleştiriyor. Pera Müzesi Oditoryumu’nda ücretsiz gerçekleşen konuşma, sanatçının sergide yer alan Pavyon ve Arzuyu İnşa Etmek işlerinin yanı sıra, eserlerinde ön plana çıkan ulus inşası ve iktidarın temsiliyle ilişkilenmesi gibi temalara odaklanıyor.

Pera Müzesi, Mersad Berber’in (1940-2012) ifade gücü ve yeteneğini yansıtan, onu çağdaş Avrupa ve dünya sanatının bir parçası haline getiren eserlerini bir araya getiriyor. Büyük boyutlu ve karışık teknikler kullandığı eserleriyle tanınan Mersad Berber’in Avrupalı usta sanatçılardan ilham alan eserleri, özgün temaları ve yenilikçi kompozisyon anlayışıyla diğerlerinden farklılaşıyor. Küratör Aida Abadžić Hodžić, ülkesinin çok katmanlı kültürel tarihini tüm karmaşıklığıyla yansıtan resimleriyle Mersad Berber’i, “yerel sanat ortamını dünyadaki eğilimlere açan genç grafik sanatçıların oluşturduğu neslin öncüsü” olarak tanımlıyor.

Her iki sergi de 7 Mayıs Pazar gününe dek görülebilir.
Pera Müzesi Salı’dan Cumartesi’ye 10:00-19:00 saatleri arasında, Pazar günleri ise 12:00- 18:00 saatleri arasında gezilebilir. Müzede Cuma günleri hem uzun hem de ücretsiz! “Uzun Cuma”larda müze 18:00 – 22:00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilir. Çarşamba günleri ise “Genç Çarşamba”. “Genç Çarşamba” günleri tüm öğrenciler müzeyi ücretsiz ziyaret edebilir.

Jasmina Cibic Hakkında
Sloven sanatçı Jasmina Cibic, 1979 yılında Lübliyana’da doğdu. Kariyeri boyunca çeşitli uluslararası kurumlarda çok sayıda sergi düzenledi. Seçili sergileri arasında: MSU Zagreb, MSU Belgrad, Ludwig Müzesi Budapeşte, MNHA Lüksemburg ve California College of the Arts bulunuyor. Son dönemde filmleri Pula Film Festivali, HKW Berlin, Les Rencontres Internationales Paris ve Dokfest Kassel ve Kopenhag Uluslararası Film Festivali’nde gösterildi.

Ülkü Aybala Sunat ve Elif Çağlar Amfi sahnesinde olacak

Zorlu Performans Sanatları Merkezi, 30 Nisan Pazar günü “Uluslararası Caz Günü”nde, Türkiye’nin, söz-müzik ve aranjmanlarının tamamını kendisi yapan ilk kadın caz vokalisti Elif Çağlar ve bir çok önemli caz projesinde adından söz ettiren Ülkü Aybala Sunat’ı ağırlıyor. PSM Amfi’de “Garanti Caz Yeşili” konserleri kapsamında gerçekleşecek olan performanslara müzikseverler ücretsiz olarak katılabilecek.

2000’de Konya Selçuk Üniversitesi Spor Akademisi’nden mezun olan Ülkü Aybala Sunat, Konya’da çeşitli mekanlarda şarkı söylemeye ve Konya Musiki Derneği’nde şef Yaşar Kaltakçı önderliğinde sahne almaya başladı. Hem solist hem de korist olarak sahneye çıktığı bu konserlerin akabinde kurduğu S5 adlı grupla Konya ve Ankara’da konserler verirken 2007’de Nardis Caz Vokal Yarışması’nda Nardis Özel Ödülü kazandı. Kapadokya Caz Günleri gibi etkinliklerde de sahne alan Sunat; Eylül Biçer’le “Jeff Buckley Şarkıları”, Nilüfer Verdi “Knidost”, Ediz Hafızoğlu “Nazdrave” ve Social Inclusion Band gibi birçok projede çalışmalarını sürdürüyor. Solo albümü Artiz Kahvesi’ni de Eylül Biçer’in prodüktörlüğünde Kabak & Lin etiketiyle yayınlayan müzisyene albümde Eylül Biçer (gitar), Volkan Topakoğlu (bas) ve Erdem Göymen (davul) eşlik etti.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü’nde caz kompozisyonu eğitimi alan ve 2002’de Bagdat Avenue’yla 1-10 isimli albümü yayınlayan Elif Çağlar; yüksek lisans eğitimi için gittiği New York, Queens College bünyesindeki The Aaron Copland School’dan ödülle mezun oldu. New York’taki 55 Bar, Nublu ve The Knitting Factory’nin yanı sıra Uluslararası İstanbul Caz Festivali, Akbank Caz Festivali, Bratislava Caz Günleri, Priştine Caz Festivali, One Love Festivali ve Lüksemburg Autumn Leaves Caz Festivali gibi dünyanın farklı yerlerinde birçok prestijli mekan ve festivalde sahne aldı. 2011’de ilk solo albümü M-U-S-I-C’i Nu-Dc Records etiketiyle yayınlayarak hem Türkiye’de hem de uluslararası çapta başarılı bir işe imza atarken Türkiye’nin söz-müzik ve aranjmanlarının tamamını kendisi yapan ilk kadın caz vokalisti olmayı başardı. Mayıs 2015’te yayınlanan 2. albümü Misfit’te ise kendisine dünyaca ünlü caz müzisyenleri Aaron Parks, Harish Raghavan ve Eric Harland eşlik etti.

30 Nisan Uluslararası Caz Günü, Ülkü Aybala Sunat ve Elif Çağlar’ın PSM Amfi’de “Garanti Caz Yeşili” kapsamında sahne alacağı ücretsiz konserlerle Zorlu PSM’de kutlanacak!

Tarih: 30 Nisan Pazar
Yer: Zorlu PSM, Amfi
Program:
16:00 – 17:00 Ülkü Aybala Sunat
17:30 – 18:45 Elif Çağlar

“Azizim” Ortaköy Afife Jale Sahnesi’de ve Berlin Tiyatrom’da sahnelenecek

Kemal Kocatürk’ün “Yalansız, yalın ve harbiden tiyatro” söylemi etrafında, Türk tiyatrosuna yeni bir soluk getiren Tiyatro Kumpanyası, eserlerinde toplumsal çarpıklıkları tüm çıplaklığıyla mizahi bir dille eleştiren büyük yazar Aziz Nesin’in gözünden, Türkiye’nin türlü hallerini kâh üzülerek, kâh düşünerek, kâh hüzünlenerek ama daha çok gülerek ve güldürerek göstermeyi amaçlıyor.

Kemal Kocatürk’ün, Aziz Nesin’in öykü, şiir ve yazılarından yola çıkarak uyarladığı, yönettiği ve oynadığı “Azizim”in müzikleri Ayça Kocatürk, dekor ve kostüm tasarımı Sırrı Topraktepe, ışık tasarımını ise Ozan Sevin’e ait.

Tiyatro Kumpanyası’nın Aziz Nesin’in 100. yaşına armağan ettiği oyunu Azizim, 29 Nisan Cumartesi Günü, saat 20.30’da, Ortaköy Afife Jale Sahnesi’nde tiyatro severlerle tekrar buluşuyor. 5 Mayıs Cuma günü, saat 20.00’de ise Berlin’deki Tiyatrom’da sahne alıyor. Biletler Biletix’ten veya oyunun gösterimde olduğu tiyatro gişelerinden temin edilebiliyor.

Can Kızıltuğ, ilk teklisi “Ateş Ediyor” ile karşınızda

Atiye’nin ‘’Maazallah’’ şarkısındaki alışılmışın dışındaki tarzı ve performansıyla dikkatleri üzerine çeken ve sosyal medyada oldukça gündem olan 23 yaşındaki Can Kızıltuğ, ilk solo teklisi ‘’Ateş Ediyor’’ ile müzik dünyasına hızlı bir giriş yapıyor.

Genç yıldızın dün akşam saatlerinde dinleyicilerle buluşturduğu şarkısı “Ateş Ediyor” yalnızca iki saat içerisinde en çok indirilen top 20 şarkı listesine girerken, klip ise yalnızca 1 saat içerisinde iTunes’da ikinci sıraya oturdu.

İzmir Işılay Saygun Güzel Sanatlar Lisesi Müzik bölümü mezunu, İstanbul Beykent Üniversitesi Tiyatro bölümü öğrencisi olan Can Kızıltuğ, ‘’Maazallah’’ şarkısında Atiye’ye eşlik etmesi sonrasında özellikle sosyal medyada gördüğü ilgiyi kendi solo kariyerine taşımayı hedefliyor.

Sözü ve müziği Murat Güneş, düzenlemesi Catwork imzalı ‘’Ateş Ediyor’’ ile solo müzik kariyerine adım atan genç yıldızın ilk video klibi ise Müjdat Küpşi imzalı.
Sıradışı tarzı ve sesi ile dikkatleri üzerine toplayan Can Kızıltuğ, 7 Nisan’da tüm dijital müzik platformları ve radyolar aracılığıyla dinleyicilerle buluştu.

“Girişimci Devrimi” Sola Yayınları etiketi ile raflarda yerini aldı

Zihni dönüştürmek için bir başyapıt niteliği taşıyan kitap “Girişimci Devrimi”; nasıl bir iş yaşamı kuracağınızı, dünyayı fetheden bir girişimci gibi düşüneceğinizi ve nasıl tüm hayatınızı sevdiğiniz şeyleri yaparak geçirebileceğinizi anlatıyor. Başarılı girişimci Daniel Priestley bu devrimi kucaklayabilme ve heyecan verici yeni çağda hayatta kalma savaşı vermek yerine kendi düşlediğiniz dünyayı yaratabilme yöntemlerini anlatıyor.

Hızlı ve hareketli küçük işletmelerin sıklaştığı, esnek ve yaratıcı girişimcilerin günümüzde daha çok gördüğümüz, dünyanın yeni adapte olmaya çalıştığı çağa “Girişimci Çağı” deniyor. Girişimciliğin zevkini sonuna kadar tadabileceğiniz ve cömertçe ödüllerinizi alabileceğiniz bir dünyayı fethetmenin yollarını “Girişimci Devrimi” ile öğreneceksiniz.

Kitap hakkındaki yorumlar:
“Girişimcilerin tam olarak olmaları gereken yeri bulmalarını sağlayan muhteşem bir kaynak; bir çeşit girişimci rüyası.”
Alistair Lukies, Monitise’in CEO’su
“Daniel Priestley kendi türünün tek örneği. Girişimci devrimini dünyaya anlatmak isteyen bir fenomen ve sıra dışı bir insan.”
Andrew Griffiths, Australia’nın En Çok Satan İş Yazarı

Tetiana Müsevitoğlu Resim Sergisi Venüs Sanat’ta

29 Nisan Cumartesi günü açılacak sergi, 10 Mayıs 2017 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

Sergide sanatçının 45 adet çalışması yer alıyor.

Tetiana Müsevitoğlu sergisi ile ilgili olarak “Türkiyenin doğal ve tarihi güzelliklerine büyük hayranlık duyuyorum. Resimlerimde ikinci vatanım olan bu güzel ülkeyi ve insanlarını resmetmekten büyük keyif alıyorum “ dedi.

1986 Yılında Ukrayna Kherson’da doğan Tetiana Müsevitoğlu, Kiev Ulusal Sanat Lisesi ve Kiev Ulusal Sanat Akademisinden mezun oldu. Bu güne kadar ülkesinde ve ülkemizde birçok karma sergide yer aldı ve kişisel sergi açtı. Bundan sonra da sergilerini farklı temalar ile açmayı planlamakta.

Katıldığı ve açtığı sergiler;

2005 Kiev Ulusal Sanat Akademisi Kiev sergisi,
2007 Kherson Mavi Kedi” Sanat Galerisi “ÇERNOBİL ZİLLERİ” Resim Sergisi,
2007 Kiev ”YENİ ENERJİ” Proje ve Tasarım Sergisi,
2008 Kherson Ana Sanat Sergi Salonu “ İÇ TASARIM RESİMLERİ” Sergisi,
2008 Kiev Ressamın Sanat Evi Sanat Salonu “DEKORATİF SANAT” Sergisi,
2010 Mart Kadıköy Halk Eğitim Merkezi “Lion Ressamlar Karma Resim Sergisi”,
2010 Ekim Gren Park Otel Art Gallery “ MERHABA TÜRKİYE” Kişisel Resim Sergisi,
2011 Mayıs CKM Kişisel Resim Sergisi,
2011 Eylül İstanbul’da CKM’de “ Resim Atölyesi Öğrencileri” Resim Sergisi,
2011 Ekim Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezin’de “Resim Atölyesi ”Sergisi,
2012 Şubat Atatürk Kitaplığı Sergi Salonunda “Merhaba Türkiye” Resim Sergisi,
2012 Aralık İstanbul’da KİŞİSEL GELİŞİM Sergi Salonunda ‘’Kar Resimleri’’ Resim Sergisi
2013 Mayıs Green Park Otel’de “İstanbul’da Laleler” Resim Sergisi,
2014 Mayıs İstanbul’da KIŞISEL GELIŞIM Sergi Salonunda “Karma” Resim Sergisi,
2016 Nisan Caddebostan Resim Kulübün’ nün “Karma” Resim Sergisi,
Açılış kokteyli 29 Nisan Cumartesi günü saat 15:00 de yapılacak olan sergi hafta içi her gün 10.00 ile18.00 saatleri arasında ziyarete açık olacaktır.

VENÜS Sanat Galerisi

Mustafa Mazharbey Cad. Mustafa Kaya Sokak No 2

Göztepe-Kadıköy

0216 565 3572

Oya Doğan’ın yeni kitabı “Hadi Ben Kaçtım” raflardaki yerini alıyor

Siz de kendinizi plazalara kapatıp üç kuruş fazla para kazanmak için özgürlüğünüzü unutanlardan mısınız? En güzel olmak uğruna spor salonlarında popo kaldırma hareketleri yapıp estetik cerrahlarda meme yaptıranlardan mı?

Hepimiz bu yarışın içindeyiz… Arkadaşlık, dostluk, aşk ne demek hepimiz unuttuk. Kariyer diye ailelerimizi ihmal ettik ve en önemlisi de bu hayatta ne istediğimizi unuttuk… Ama en çok da kendimizi unuttuk bu yarışta.

Hadi itiraf edin, siz de kendinizi unutmadınız mı?

Lara unutanlardandı. Kariyerinde başarılıydı ve rüya gibi bir aşk yaşıyordu… ta ki aldatıldığını öğrenene dek. Peki Lara bunu öğrenince ne mi yaptı? Her şeyden ve herkesten kaçma cesareti göstererek kendini bulma yolculuğuna çıktı. Kendiyle ve hayatla hesaplaştı. Peki, bu hikâyenin sonunda onu neler bekliyordu?

Kaçıp gitmek gerek diyorsanız ama bir türlü kaçamıyorsanız… Hele bir de hayallerinizi rafa kaldırmışsanız… Oya Doğan’ın yeni kitabı “Hadi Ben Kaçtım” size bu konuda ilham verecek bir hikâye…

Arka kapak yazısı:
Dizi Doktoru Oya Doğan’ın, Boşan da Gel kitabından sonra kaleme aldığı Hadi Ben Kaçtım, kaçmak isteyip de kaçamayanlara, hayallerinin peşinden koşmak isteyen ama karşısına çıkan engelleri aşmayı göze alamayanlara ilham olacak bir hikâye…
“Beni gör, beni onayla, bana değer ver, beni sev!
Bu dört istek hayatımı mahvediyor.
Beni görmediğinde hırslanıyorum.
Beni onaylamadığında hırçınlaşıyorum.
Bana değer vermediğinde kimseler görmeden ağlıyorum.
Beni sev diye ayaklarına kapanıyorum ama aşağıya bakmak aklına bile gelmiyor.
Ben bu savaşı hep kaybediyorum.
Şimdi kararlıyım, hayatımı değiştireceğim…
Çünkü kaçmak, kalbine sahip çıkmaktır.
Kalbimi herkesten çok seviyorum.
Hadi ben kaçtım!”
Kaçış bazen en kolay yol gibi gözükür. Peki ya kaçma cesareti gösterebilmek? Lara için de kolay olmadı zaten herkesi ve her şeyi geride bırakmak. Özgürlüğe kaçıştı Lara’nınki… Kendini bulma yolculuğuna çıktığı ve karşısına çıkan fırsatlarla heyecanlanıp daha ötelere yol aldığı… Kendiyle ve hayatla hesaplaştığı yeni bir dünyaydı bu. Peki, bu yolun sonunda onu neler bekliyordu?

Oya Doğan, Hadi Ben Kaçtım, İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 2017
Sayfa Sayısı: 240

Ahmet Güneştekin’in Berlin’deki ilk kişisel sergisi Güneş Yolu açılıyor

Ahmet Güneştekin’in çalışmalarının on yılı aşkın bir süredir geçirdiği en büyük biçemsel dönüşümü yansıtan işlerinden oluşan Berlin’deki ilk kişisel sergisi Güneş Yolu 29 Nisan – 20 Mayıs tarihleri arasında Galerie Michael Schultz’da yer alacak.

Künstlerhaus Bethanien’ın direktörü Christoph Tannert’in küratörlüğünü üstlendiği sergi, sanatçının kırkyamanın geleneksel uygulama biçimine müdahale ederek çalıştığı işlerini, objeleri kullanım biçimiyle imgeleme metalik bir yüzey dahil ettiği, bu yöntemle resim ile heykel arasındaki sınırı belirsizleştirdiği optik ve boyutlu tablolarını, ve metal ile aynayı melez yöntemle çalıştığı işlerini bir araya getiriyor.

Güneştekin’in kullandığı çoklu araçların eşit etkileşimini ön planda tutarak işlerine enerji katmayı başardığını belirten Christoph Tannert, şimdiyi konuşulmayanın içinde korumanın sanatçı için önemli olduğunu, bunun temelini ise ona, geldiği kültürün özelliklerini temsil ettiği mitler ile moderniteyi yan yana getirdiği sanatsal alanın ifade şeklinin sunduğunu vurguluyor.

Güneş Yolu, sanatçının antik dönem mitolojilerinin ve modern dinlerin etkisinde bir sembolizm anlayışıyla kurguladığı özgün bir alana bakış olanağı sunuyor. Modern ve geleneksel olanın bir arada oluşunu vurgulayarak, değişime direnen ile yeni arasında olası bir diyalog yolunu gösteriyor.

Güneştekin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hayat Boyu Öğrenme Merkezi’nin (İSMEK) eğitim vererek meslek kazandırdığı bir grup kadın el sanatçısıyla kolektif bir çalışma gerçekleştiriyor. Kırkyamanın geleneksel motiflerine ve uygulanış yöntemine müdahale ederek, özgün desen ve temalarını çalışan sanatçı bu işbirliğinin önemini şu şekilde belirtiyor: Eski giysilerin sökülerek yeni ve faydalı bir şeye dönüştürüldüğü yama dikme işi, geleneksel uygulayıcıları olan kadınlar tarafından yıkım sonrası yeni bir yaratım olarak algılanmıştır; ölmüş olanın yeniden hayata döndürülmesi anlamında sembolik bir edimi tanımlar. Bu anlatımın geleneksel uygulayıcıları ile birlikte çalışmak benim için bu nedenle önemli.

Çalışmaları biçim ve kompozisyonda benzeşmekle birlikte, materyale bağlı kurgulamalarının değişim gösterdiğini belirten Tannert, ilginç olanın tekstil çalışmalarındaki mikro yapısal inceliklerin yağlı boya sanatında da yansımalarını bulması ve tersi durumda, yani resim sanatındaki aynı büyünün ve esrarengiz düzeyin tekstilde de kendini koruması olduğunu işaret ediyor.

Berlin’in kozmopolit ve özgürlükçü sanat ortamıyla Ahmet Güneştekin’in işlerini ilk kez buluşturacak serginin açılışı, uluslararası sanat dünyasının aktörlerinin Berlin’e akın ettiği Gallery Weekend ile aynı zamanda gerçekleşecek. Tamamı resimli bir kataloğun eşlik edeceği sergi, 29 Nisan – 20 Mayıs tarihleri arasında Galerie Michael Schultz’da izleyicilerin ziyaretine açık olacak.

Genç yönetmenlerinin, ödülü filmleri İstanbul Modern’de

İstanbul Modern Sinema, Türk Tuborg A.Ş.’nin katkıları, Polonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu ve İstanbul’da Polonyalılar Derneği işbirliğiyle, uluslararası festivallerde övgü ve ödül toplayan filmlerin yer aldığı bir program hazırladı.

Polonya’dan Şimdi adlı programda, Sundance Film Festivali Dünya Belgeselleri bölümünde Michal Marczak’a En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran Uykusuz Her Gece, yine Sundance Film Festivali’nde jüri özel ödülünü kazanan Deniz Kızlarının Şarkısı ve 2016 Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülünü kazanan “Aşk Birleşik Devletleri” yer alıyor.

Çağdaş Polonya Sineması üzerine bir söyleşi
Program dahilinde ayrıca moderatörlüğünü sinema yazarı Senem Aytaç’ın yapacağı Çağdaş Polonya Sineması konulu bir söyleşi de gerçekleştiriliyor. Sanat Yönetmeni ve İstanbul’da Polonyalılar Derneği kurucularından Agata Trojak’ın ve Uyusun da Büyüsün filminin yönetmeni Kuba Czekaj katılacağı söyleşi, 30 Nisan Pazar günü saat 17.00’de.

POLONYA’DAN ŞİMDİ PROGRAMI

DENİZ KIZLARININ ŞARKISI (CÓRKI DANCINGU), 2015
Yönetmen: Agnieszka Smoczyńska
Oyuncular: Marta Mazurek, Michalina Olszanska, Kinga Preis
Varşova’da iki vahşi denizkızı, Gümüş ve Altın, bir gece kıyıya vurur. Gümüş, aradığı aşkı insanlarda bulmayı arzularken, kana susamış Altın ise açlığını insanlar üzerinden gidermeyi istemektedir. Karşılaştıkları bir aile aracılığıyla bir gece kulübünde çalan müzik grubuna katılmaları ise, kara hayatının mucizelerini ve cazibelerini kendilerince keşfetmek için çıktıkları bu yolculukta dönüm noktası olacaktır. Yönetmen Agnieszka Smoczyńska’nın 1980’ler Varşovası’nın gece hayatından ve Hans Christian Andersen’in masallarından esinlenerek çektiği film, kışkırtıcı bir büyüme öyküsü.

UYKUSUZ HER GECE (AZOK AZ ÁLMATLAN ÉJSZAKÁK), 2016
Yönetmen: Michał Marczak
Oyuncular: Krzysztof Baginski, Michał Huszcza, Eva Lebuef
Bir yanda yaklaşan yeni bir dönemin değişimine gebe olan Varşova, diğer yanda ise büyüme sancıları çeken iki genç, Krzysztof ve Michał. Şehrin sokaklarını, sadece içinde bulundukları anın keyfini çıkararak adeta “talan etmek” isteyen bu iki genç, uyuyakalmış bir dünyada uyanık kalabilmenin nasıl bir deneyim olabileceğini görmek istiyor. 2016 Sundance Film Festivali Dünya Belgeselleri dalında Michał Marczak’a En İyi Yönetmen ödülü kazandıran film, 20’li yaşlarda Polonya’da yaşayan gençlerin portresini çizerken, geleneksel belgeselin de sınırlarını zorluyor.
21 X NEW YORK, 2016
Yönetmen: Piotr Stasik
New York metrosundayız. Her gün binlerce hayatın kesiştiği bu metroda, yeraltından yeryüzüne çıkana kadar birçok karakterin peşinden giderek onların acılarına, tutkularına ve kimi zaman boşa gitmiş kimi zaman da hala gerçekleşmesini ümit ettikleri hayallerine tanık oluyoruz. Bir şehrin ve o şehrin sakinleri üzerinden, 21. yüzyılda batı toplumlarında yaşayan insanların yalnızlıkla iç içe geçmiş günlük hayatlarını gözler önüne seren belgesel, izleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.

BABA – OĞUL (OSTATNIA RODZINA), 2016
Yönetmen: Jan P. Matuszyński
Oyuncular: Andrzej Seweryn, Dawid Ogrodnik, Aleksandra Konieczna
Kendine özgü sürrealist üslubuyla 20. yüzyıl sonlarında adını duyuran Polonyalı ressam Zdzisław Beksiński, 28 yıllık evlilikleri süresince yaşadığı her anı kamerasını elinden hiç bırakmadan kayıt altına almayı saplantı haline getirmiştir: Yaptığı distopik tablolardan aile içi kavgalarına, yaşamla ölüm arasında gidip gelen tecrübelerinden aşk ve nefret ilişkilerine ve katıldığı sayısız cenazeye… Yönetmen Jan P. Matuszyński ise bu kayıtlardan yola çıkarak, ihtiraslarla dolu bu sıradışı ailenin biyografik filmini beyazperdeye aktarıyor. Andrzej Seweryn ise Zdzisław Beksiński’yi canlandırdığı bu rol ile Locarno Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kucaklıyor.

KÖR ETTİ BENİ BU GÜNEŞ (SŁOŃCE, TO SŁOŃCE MNIE OŚLEPIŁO) 2016
Yönetmen: Anka Sasnal, Wilhelm Sasnal
Oyuncular: Rafał Maćkowiak, Edet Bassey
Rafał Mularz kendi iradesiyle kendini hayattan soyutlamış bir “yabancıdır”. Toplum genelinde kabul görmüş davranış biçimleriyle hareket etmemekte, kendi yarattığı davranış biçimleriyle günlük yaşantısını sürdürerek dış dünyadan korunduğunu düşünmektedir. Ancak bir gün, sahile vuran ve kendisinden bile daha “yabancı” olan bir göçmen ile karşılaşması, içinde bulunduğu bu yaşam tarzını sorgulamaya itecektir. Polonyalı çağdaş ressam Wilhelm Sasnal’in eşiyle birlikte yönettiği film, Albert Camus’nün Yabancı’sının modern bir uyarlaması niteliğinde.

UYUSUN DA BÜYÜSÜN (BABY BUMP), 2015
Yönetmen: Kuba Czekaj
Oyuncular: Kacper Olszewski, Agnieszka Podsiadlik, Caryl Swift
Mickey House 11 yaşına girmiştir ve artık kendini bir çocuk olarak hissetmemektedir. Aslında tam olarak ne olduğu hakkında da hiçbir fikri yoktur. Arkadaşları ile arası iyi değildir, annesi ise ona göre tam bir bilmece gibidir. İçinde bulunduğu bu geçiş döneminde gerçeklik ile hayali birbirine karıştıran Mickey, her şeyi uçlarda yaşamaktadır. Ancak, kaçınılmaz sonun geleceği o güne kadar gücünü toparlayarak, mücadelesini sürdürmeye devam edecektir. Yönetmen Kuba Czekaj, filminde 11 yaşındaki bir çocuğun ergenlik dönemi portresini, fantastik bir çizgi-roman edasıyla çiziyor.

AŞK BİRLEŞİK DEVLETLERİ (ZJEDNOCZONE STANY MILOSCI), 2016
Yönetmen: Tomasz Wasilewski
Oyuncular: Julia Kijowska, Magdalena Cielecka, Dorota Kolak
1990’lar Polonyası. Ülke genelinde değişim rüzgarları esmekte, özgür olduğu kadar belirsiz de olan bir gelecek insanları beklemektedir. Bu değişimin etkilerini üzerlerinde hisseden farklı yaşlardan dört kadın ise, hayatlarını tamamen değiştirmeye, arzularını gerçekleştirmeye ve mutlulukları için daha çok savaşmaya karar vermiştir. Yönetmen Tomasz Wasilewski, Polonya’nın siyasal ve toplumsal değişimini temel alarak çizdiği dört güçlü kadın portresi ile dokunaklı bir dönem filmi ortaya çıkarıyor. Film, 2016 Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülüne layık görülmüştü.

Baharın Renkleri temalı sergi Capacity Sanat Galerisinde

Capacity Sanat Galerisi’nin 17 – 30 Nisan tarihleri arasında ev sahipliği yaptığı sergi,TÜLBEK (Türk Lions Beceri Kazandırma Vakfı) yararına düzenlenecek. Baharın gelişini, tabiatın birbirinden eşsiz renklerle uyanışı büyüleyici eserlerle yansıtacak sergi Capacity Alışveriş Merkezi’nin 2.katında yer alacak. Serginin açılışı 17 Nisan tarihinde saat 17.00’de düzenlenecek kokteyl daveti ile yapılacak.

Doç.LETAFET MEMMEDOVA HAFIZ KIZI
Ressam bir ailenin çocuğu olarak Bakü Azerbaycan’da doğdu.Babası Hafız Memmedov Azerbaycan’ın yetiştirdiği ünlü ressamlardandır. 1968-1973 yıllarında resim eğitimi gördüğü Ezim Azimzade, Azerbaycan Devlet Yüksek Okulundan üstün başarı diploması ile mezun oldu.M.A.Aliyev Azerbaycan Devlet Sanatlar Üniversitesindeki 5 yıllık eğitimini 1978 yılında üstün başarı ile tamamladı. 1978-1980 yıllarında Baltık devletlerinin Riga,Vilnius ve Talimin şehirlerinde bulunan sanat gruplarında çalıştı ve ödüllere layık bulundu.1980-2001 yılları arasında Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesinde sırası ile asistan, başasistan ve doçent olarak görev yaptı. Dünyadaki birçok müze ve galeride katıldığı sergiler kapsamında resimleri sergilenmekte olan ressam, UNESCO Uluslararası Sanat Birliği ve UNESCO Uluslararası Plastik Sanatlar Birliği üyesidir. 2001 yılında devletlerarası sanatçı mübadelesi kapsamında Türkiye’ye gelen Memmedova, Bakırköy Halk Eğitim Merkezinde resim öğretmeni olarak sanat yaşamını sürdürmekte ve BASAD Bakırköylü sanatçılar Derneği üyesidir.

Afife İlhan
İzmir’de doğan Afife İlhan, İzmir Kız Lisesinden mezuniyetinin ardından 1976 yılında Ege Üniversitesi İktisadi Ticari Bilimler Fakültesi ekonomi bölümünde yüksek öğrenimini tamamladı. Bir dönem öğretmenlik yaptı. Resme olan ilgisi orta öğrenim yıllarına uzanan İlhan, resim atölyesi çalışmalarına ise 2001 yılında başladı. 2001-2004 yıllarında değişik atölyelerde resim çalışmalarına devam etti. 2004 yılından bu yana Azarbaycan’lı ünlü ressam Doç.Letafet Memedova atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir. Afife İlhan BASAD (Bakırköylü Sanatçılar Derneği) üyesidir ve bir kişisel olmak üzere farklı konseptte 17 resim sergisinde sanat severlerle buluşmuştur.
Bakırköy’ün merkezinde yer alan ve yılda ortalama 22 milyon kişiyi misafir eden Capacity, ünlü marka karması, cafeleri, gece saat 02:00’a kadar açık restoranları, sanatsal etkinlikleri ve özel günlerdeki aktiviteleri ile hem alışverişin, hem yaşamın merkezi olmayı sürdürüyor.