Yalnız Bir Avcıdır Yürek Modern Klasikler Dizisi’nde

Carson McCullers’ın otobiyografik ögeler taşıyan ilk romanı Yalnız Bir Avcıdır Yürek Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Modern Klasikler Dizisi’nde yerini aldı. McCullers’ın yalnızlaşmış, reddedilmiş, unutulmuş, acı çeken insanların iç dünyasını anlattığı yapıtlarından ilki olan Yalnız Bir Avcıdır Yürek, New York’taki edebiyat ortamında beğeniyle karşılanmış, yazarını da bir anda üne kavuşturmuştu.

Yalnız Bir Avcıdır Yürek, Modern Library’nin 20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz roman listesinde on yedinci sırada yer almıştı. Time dergisi de yapıtı 1923-2005 yılları arasında İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz roman listesine dâhil etti.

1930’lu yıllarda ABD’nin küçük ve kasvetli bir Güney kasabasında yaşayan sağır bir kuyumcu, bir genç kız, siyahi bir doktor, bir lokantacı ve aykırı bir gezgin işçinin ayrı sesler olarak yankılanan öykülerinin iç içe geçtiği roman, 1968’de beyaz perdeye de uyarlandı.

Yalnız Bir Avcıdır Yürek Mehmet H. Doğan’ın özenli çevirisiyle İş Bankası Kültür Yayınları etiketiyle tüm kitapçılarda…

CARSON McCULLERS (1917-1967): Georgia, Columbus’ta dünyaya gelen Carson McCullers, hastalıklarla boğuştuğu kısa yaşamına dört roman, bir kısa roman, iki oyun, yirmi öykü, çeşitli deneme ve şiirler sığdırdı. McCullers kendisini üne kavuşturan ilk romanı Yalnız Bir Avcıdır Yürek’ten sonra Altın Gözde Yansımalar (1941) ve The Member of the Wedding (1946; Nikâh Şahidi) adlı iki roman daha yayımladı. Bu yapıtları 1951’de yayımlanan kısa romanı Küskün Kahvenin Türküsü izledi. Daha sonra tiyatroya uyarlanan The Member of the Wedding büyük başarı kazandı ve 1950’de New York Tiyatro Eleştirmenleri Ödülü’ne değer görüldü. Yazarın The Square Root of Wonderful (Harikanın Karekökü) adlı bir diğer oyunu da 1957’de Broadway’de sahnelendi.

İş Sanat 17.sezonunu muhteşem bir programla tamamlıyor

Kasım ayından bu yana ev sahipliği yaptığı etkinliklerle binlerce sanatseveri ağırlayan İş Sanat, renkli Mayıs programıyla 17. sezonunu taçlandırıyor. Çekiciliğini ve popülaritesini tamamı erkek dansçılarından ve perküsyonla dansı harmanlayan yaratıcı gösterilerinden alan Che Malambo, Montreux Caz Festivali’ndeki çıkışının ardından geniş kitlelerin hayranlığını kazanan Cyrille Aimée, dünya şairi Nâzım Hikmet’in en sevilen dizelerinden oluşan Denize Dönmek İstiyorum şiir dinletisi ve minik sanatseverler için Fantastik Hikâyeler Makinesi, Ashley Lobo’nun 23 Mayıs’taki muhteşem gösterisi Bollywood Geçidi’ne kadar İş Sanat sahnesinde olacak.

Dansın ve müziğin ritmi Arjantinli topluluk Che Malambo ile yükselecek

Güney Amerika’nın kovboy geleneği ‘gaucho’ nun beden dilinden esinle oluşturulmuş Malambo koreografileriyle tüm dünyada ilgiyle takip edilen Arjantin kökenli topluluk Che Malambo, çekiciliğini ve popülaritesini tamamı erkek dansçılarından ve perküsyonla dansı harmanlayan yaratıcı gösterilerinden alıyor. Topluluk, Parisli ünlü koreograf Gilles Brinas liderliğinde çalışıyor. Brinas’ın geleneksel Güney Amerika danslarını araştırırken karşısına çıkan Malambo’nun kökleri 17. yüzyıldaki kovboy düellolarına dayanıyor. Dörtnala koşan atların ritmini yansıtan hızlı ayak hareketleri ve tempolu adımlarla izleyenlerin nefesini kesen Che Malambo, prömiyerini 2007 yılında Paris’te yaptı. 2013 yılında çıktığı Amerika turnesinin ardından New York City Center’da Fall for Dance Series isimli gösterisiyle kapalı gişe temsiller gerçekleştirdi. Bu olağanüstü gösteriyi kaçırmak istemeyenler 5 Mayıs Cuma gününü ajandalarına şimdiden not edebilirler.

Çocuklar, Fantastik Hikâyeler Makinesi ile mucitlerle tanışıyor

İş Sanat’ın kısa sürede çok sevilen çocuk oyunu Fantastik Hikâyeler Makinesi minikler için Mayıs ayında bir kez daha sahnede. Can Yılmaz’ın yazdığı Serdar Biliş’in yönettiği oyunun eğlenceli müziklerini Çiğdem Erken, koreografisini Tuğçe Tuna hazırladı. Çocukları uçağın mucidi Wright Kardeşler’den Hezârfen Ahmet Çelebi’ye, sinemanın mucidi Lumiere kardeşlerden taş devrine uzanan geniş bir zaman diliminde benzersiz bir yolculuğa çıkaracak oyunun meraklı kahramanı Ömer’e yetenekli genç oyuncu Ata Berk Mutlu hayat veriyor.

Ömer, büyükbabasının hediyesi ile zamanda yolculuğa çıkıyor ve tarihteki birtakım buluşlara hem tanıklık hem de müdahale ediyor. Renkli kostümlerini Tomris Kuzu’nun, ışık ve sahne tasarımını Cem Yılmazer’in yaptığı oyunda sevilen oyuncular Tuba Ünsal, İbrahim Selim, Sercan Badur, Yeliz Kuvancı ve Hayal Köseoğlu canlandırmalarıyla kahkaha dolu anlar yaşatıyor. Bu fantastik makineden neler çıkacağını merak ediyorsanız 14 Mayıs 2017, Pazar günü saat 15.00’daki oyunu kaçırmayın!

Cyrille Aimée, Türkiye’de ilk kez İş Sanat’ta

Montreux Caz Festivali’ndeki çıkışının ardından yumuşacık yorumu, caz ve funk öğeleri harmanlayan kendine özgü tarzıyla geniş kitlelerin hayranlığını kazanan Cyrille Aimée, Türkiye’de ilk kez İş Sanat’a konuk oluyor. Fransız bir baba ile Dominikli bir annenin kızı olarak Fransa’da doğup büyüyen sanatçı, her yıl Django Reinhardt Festivali kapsamında yakınlarına kurulan Gypsy kampını yatak odasının penceresinden merakla izlerken müziklerine aşık olmuş ve birkaç yıl sonra kendi arkadaşları ile çıktığı Avrupa turunda bunu çoktan bir yaşam felsefesi olarak benimsemişti. Sokaklarda şarkı söylerken bir anda kendini festivallerde bulan Aimée, vokal yarışmasındaki birinciliğinin ardından ilk albümünü yayınladı. Star Academy isimli yarışmada finalist olan Aimée daha geniş kitleler tarafından tanındı ve müziği ile büyük beğeni topladı. Brezilyalı gitarist Diego Figueiredo ve grubuyla tüm dünyada konserler veren sanatçı Let’s Get Lost, It’s A Good Day, Burstin’ Out!, Live At Birdland, Live At Smalls, Just The Two Of Us, Smile, Cyrille AiméeAnd The Surreal Band albümleri ile diskografisini genişletti. Madeleine Peyroux, Stacey Kent ve Zaz gibi caz müzik dünyasının önde gelen vokallerinin tahtına aday sanatçı, Türkiye’deki hayranları ile ilk kez 8 Mayıs 2017, Pazartesi akşamı İş Sanat sahnesinde buluşacak.

Usta tiyatrocular Vedat Sakman’ın gitarı eşliğinde Nâzım Hikmet dizeleri seslendirecek
İş Sanat, dinleti serisini şiir tutkunlarının en gözde kalemlerinden Nâzım Hikmet ile tamamlıyor. Dünya şairi Nâzım Hikmet’in şiirlerinden kronolojik sıra gözetilerek derlenen Denize Dönmek İstiyorum! başlıklı dinletiyi Atilla Birkiye hazırladı, Mehmet Birkiye sahneye uyguladı. Usta oyuncular Metin Belgin, Bülent Emin Yarar ve Hakan Gerçek’in sesinden hayat bulacak dizelere Vedat Sakman gitarıyla eşlik edecek. Sakman, kendi şarkılarının yanı sıra bu dinleti için özel olarak bestelediği eserleri de seslendirecek. Serdar Yalçın’ın müzik direktörlüğünü üstleneceği akşama Ayşe Evrim Uluözyurt keman ve akordeonuyla, Zafer Aslan basgitar ve buzukisiyle, Simge Yıldırım da sesiyle renk katacak. Şiirle müziğin iç içe geçeceği bu dinleti 16 Mayıs 2017, Salı akşamı İş Sanat’ta.

Hint müziklerine ve danslarına doyacağınız muhteşem bir Bollywood şöleni…

İş Sanat 17. sezonunu görkemli Bollywood gösterisi ile tamamlıyor. Rengârenk gösterişli kostümleri, ritmik dansları, romantik ve baharatlı müzikleri ile otantik Hint kültürünü yaşatan ve yansıtan Bollywood Geçidi, koreograf Ashley Lobo’nun liderliğinde Navdhara India Dance Theatre tarafından sahneleniyor. Genç ve yetenekli 22 dansçıdan oluşan Bombaylı topluluk, Hindistan’ın mistik yönlerini ve felsefesini Batı dansının fiziksel metodolojileri ile harmanlıyor. Adını Hintçe “Nav” yani “yeni” ve “dhara” yani “akış” kelimelerinin bir araya gelişinden alan topluluk, kendini ve dansını Doğulu ya da Batılı olarak sınırlandırmıyor. Evrensel beden dilinin gücüne inanan topluluk, gerçek insani bağlarla Hindistan ve dünyadaki diğer ülkeler arasında köprü kurmayı hedefliyor. Bollywood filmlerinin en ünlü koreograflarından Ashley Lobo ve birbirinden yetenekli dansçıları, dram, aksiyon, romantizm ve dansı içinde barından bu özel gösteri ile 23 Mayıs 2017, Salı akşamı hafızalardan silinmeyecek bir görsel şölen sunacak.

5 Mayıs 2017 Cuma, 20.30Che Malambo
8 Mayıs 2017 Pazartesi, 20.30 Cyrille Aimée
14 Mayıs 2017 Pazar, 15.00Fantastik Hikâyeler Makinesi
16 Mayıs 2017 Salı, 20.30Nazım Hikmet Şiir Dinletisi
23 Mayıs 2017 Salı, 20.30 Bollywood Geçidi / Kapanış Gösterisi

Bergüzar Korel miniklere keyifli dakikalar yaşattı

Genç müzisyenlere verdiği destek ve imza attığı sıradışı projeler ile ses getiren Howard Griffiths şefliğinde gerçekleşen konserin ilk bölümünde, günün önemine istinaden çocuk solistler sahne alırken, oyuncu Bergüzar Korel, şef Griffiths’in “Cadı ile Maestro” isimli eserinde anlatıcı olarak miniklere keyifli dakikalar yaşattı.

DenizBank’ın Türkiye’nin kültür-sanat yaşamını destekleme misyonuyla 12 yıldır kurumsal sponsorluğunu üstlendiği İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) DenizBank Konserleri tüm hızıyla devam ediyor.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen konserde çocuklara tam bir klasik müzik ziyafeti sunuldu.

Şef Howard Griffiths idaresindeki İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, konserin ilk bölümünde, Türkiye’nin parlayan yıldızları olarak öne çıkan çocuk solistler Kaan Baysal (piyano), Elfida Su Turan (keman) ve İdil Olgar’a (keman) eşlik etti. Konserde Wolfgang Amadeus Mozart’ın “Piyano Konçertosu” No 12 KV 414 (1. Bölüm), Johann Sebastian Bach’ın “Çift Keman Konçertosu” (1. bölüm) ve Howard Griffiths’in çocuklar için müzikli masalı “Cadı ile Maestro” eserleri çocuklarla buluşurken; oyuncu Bergüzar Korel ise Howard Griffiths’in çocuklar için müzikli masalı “Cadı ile Maestro” eserinde anlatıcı olarak miniklere keyifli anlar yaşattı.

‘Antik Gelecek’ sergisi sanatseverlerle buluşuyor

Sanatçı Genco Gülan’ın çeşitli dönemlerde yaptığı heykelleri farklı bir bağlamda ve içerikte biraraya getiren ‘Antik Gelecek’ sergisi sanatseverlerle buluşuyor.

13 Nisan’da açılan serginin küratörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman, Genco Gülan’ın heykellerinin önemli bir bölümünün antikiteyle iç içe geçtiğini belirtiyor. Prof. Dr. Kahraman, “Gülan; antikitenin kusursuz, platonik idealar etrafında kurulmuş yapıtlarını deforme eden bir anlayışa sahip. Bu, birden fazla düzlemde açılımları olan bir yaklaşım.

İdeal/kusursuz bir şekilde oluşturulmuş ve ana maksadı gene ideal bir güzellik sunmak olan bu yapıtların mevcut deformasyonu sadece söz konusu idealizasyonun gerçeklik temeline çekilmesini içermiyor.

Tam tersine sanat yapıtının gerçekliğini sorguluyor. Onun kendi içinde saklı idealinin ancak bir kurgu olduğunu vurguluyor. Bunlar idealden reele taşınmış yapıtlar değil. Sanat yapıtının idealinin bizatihi sanat yapıtının içinde saklı olduğunu belirleyen çalışmalar. Böylelikle de Gülan, Kübizmden Pop Sanata kadar uzanan ama Kant estetiğini de içeren bir sanatsal düzlem oluşturuyor. Ben de bu cesur ve önemli yapıtlar bağlamında antikitenin daima gelecekle ilgili bir yanı bulunduğunu öne çıkarmak istiyorum” diyor.
Gülan’ın sergisi 13 Temmuz’a kadar Galeri KHAS’da ziyarete açık olacak.

Sergi Hakkında
Antik Gelecek ya da teknolojinin nefesi…
Antikite geçmiş demek. Ama biraz daha sorgulanınca ‘saygın olan’ anlamını da taşıyor, ‘devam eden, süren’ anlamlarını da. Daha da önemlisi antikitenin sadece gördüğümüz bir gerçeklik olmaması. Geçmişten gelen, klasik değeri taşıyan her şey aynı zamanda bizim bilinç dışımıza yerleşir, orada yaşar. Görmesek de, bilmesek de, fark etmesek de, edip eylediklerimize, beğenilerimize, seçimlerimize etki eder, hatta onları belirler. Klasik/antik olan bizdedir. Benliğimizdedir. Hatta benliğimizdir.

Bir şeyin benliğimizin bir parçası olması için önce belleğimizin bir parçası olur. Antik olan önce belleğimize sızar, onun en derin katmanlarına yerleşir, oradan bize nüfuz eder.
Bu bilinçli bir seçim değildir. Kültürle edinilen, sağlanan bir sonuçtur. Ama kültür sadece sistemli olarak edinilmiş kültür diye düşünülmemelidir. İnsan yaşıyorsa kültürün içinde soluk alıp verir, o yoldan da aslında antik olanı içselleştirir.
O zaman, bu durumda, antik olan güncelin içindedir. Güncel olan her şey geleceğe ağar. Antik olan da geleceğe ağmaktadır. Gelecek de o büyük antikitenin içindedir.
Arada bir fark var. Geçmiş ve antik olan biliniyorsa gelecek ve gelecekte olacak bilinmiyor.
Onu Genco Gülan’ın yapıtları biliyor.

Antik Gelecek iki olguyu üst üste çakıştırıyor. Bize geçmişin bugün de hakim olan değerlerini taşırken ve eskil Tanrıların karşısında bir kere daha ürpermemizi sağlarken onları ‘kişilikleştiriyor’. Buna ‘insanlaştırıyor’ demek de mümkün.
Şaşacak bir şey yok. Antik Yunan’ın ve Roma’nın Tanrıları da bizlerden biriydi. Bir ne yapıyorsak onlar da aynını yapıyordu. Sadece iktidarları vardı. Hükmediyorlardı. Hissetmekten hükmetmeye giden bir yoldu bu.

Genco Gülan şimdi onları kişileştirirken önce en büyük iktidarın sanata ait olduğunu vurguluyor. Çünkü sanat yapıtının bağlamında girdiğinde Tanrıların iktidarı çözülebiliyor. Onları edimleri içinde dönüştürüp Gülan ‘ironik’ bir düzeye taşıyabilir. Bu Tanrılara da hükmeden sanattır.
İkincisi, sanatın o ironiden taşan ‘ludic’ boyutuna değiniyor: oyun. Tanrılar oyun oynuyorlardı kendi katlarında, o oyunları içinde kızıyorlar, seviyorlar ve ‘yaşıyorlar’dı. Şimdi birer taştan heykel olarak sanat ve sanatçı onlarla oynuyor. Bu Tanrılar ‘selfie’ çekiyor, denize dalıyor, Vader’la özdeşleşiyor. Oyun onların gerçeğine dönüşüyor, gerçeklikleri de bir oyuna.
Üstelik kişilikleştirme, Tanrıları bedensel bir olguya dönüştürmek demek. Vücutlarının olması ve o vücudun organlarıyla eylemeleri demek. Vücut ve organ ise teknolojidir. Sadece teknik anlamda şimdi ‘organlaştırma’ dediğimiz bağlamda değil, vücudumuzun işleyişi düzeyinde de teknolojidir beden: teknik bir organizmadır insan bedeni.

Bu gelişmenin çekirdeği ‘insan-hayvan’dır, Donna Haraway’in bize açımladığı şekilde söylersek. Ama dil böyle bir şey işte: ‘animal’ nefes demek. Animal nefes alan demek. İnsan da, kutsal kitapların lafzına göre içine nefes üflenmiş varlıktır.
Öte yandan insanız ve teknolojinin araçlarıyla yaşıyoruz hepimiz, yeri geldiğinde. Ya da şimdi Genco Gülan’ın heykellerinde görüldüğü üzere ‘estetik operasyonlar’ geçiriyoruz ve kendimizden başkalıklar, başka kimlikler türetiyoruz. İnsanlığımızı geleceğe, teknolojiye emanet ediyoruz. Ama ondan sonra hangimiz biziz, bilmiyoruz.
Bilinmez, gelecek demek. Gelecek, teknolojiyle kuruluyor. Artık bir zaman olgusu değil gelecek, bir teknoloji değişkeni.
Ve Genco Gülan geçmişten aldığı Tanrılara geleceğin nefesini üflüyor.

Nicolas Horvath’tan Philip Glass’ın 80. Doğum Günü Konseri

Ünlü piyanist Nicolas Horvath, 20. yüzyılın en etkili bestecilerinden biri olarak kabul edilen Philip Glass’ın 80. doğum yılını 26 Nisan 2017, Çarşamba günü Akbank Sanat sahnesinde kutluyor.

Geçtiğimiz ekim ayında Paris Filarmonie’de Philip Glass’ın tüm piyano eserlerini 12 saatlik bir resital ile yorumlayan Nicolas Horvath, Akbank Sanat’taki konserinde ünlü bestecinin en beğenilen eserlerini müzikseverlerle paylaşacak.

Etkinlik: KONSER – NICOLAS HORVATH
Nicolas Horvath, piyano
Yer: Akbank Sanat
Tarih: 26 Nisan 2017, Çarşamba
Saat: 20.00
Bilet Fiyatı: Tam: 20 TL Öğrenci: 10

Evren Gül’ün “İz’ler” isimli resim sergisi açıldı

Sanatçının sergide yer alacak resimleri yedi yıllık bir süreci kapsıyor. 2008 yılında başlayan bir dönem ilk kırılmasını 2010 yazında gerçekleştirmişti. O sıralar yepyeni bir sanat formasyonuna ve ifade biçimine eriştiği yıllardı. Bu yüzden biçimsel kaygıları daha yoğundu.

Daha sonraları yaşadıkça ve okudukça, içerikler de daha belirgin ve zengin olmaya başlamış. Şimdi bulunduğu noktadan toplu olarak baktığında genel olarak tamamının bir “yıkım” ve “kopuş” hikayesini oluşturduğu görülüyor.

Giderek satıhsallaşan yada bir çökeltiye dönüşen soyut görüntüler, arda kalanlar, edebiyata ilgisi, gönül ilişkileri, toplumsal olaylar, kişisel bütünlük arayışları derken biraz naif ve kendine dönük; öznel bir kesit olduğunu itiraf etsek iyi olacak. Bu yüzden sanatçı için işin her yönüyle asıl şimdi başladığı çok net görülüyor. Gün geçtikçe de her yönden daha da çoğaldığı ve genişlediği fark ediliyor.

Hazırlık sürecinde yaptığı en son resimler Vincent Van Gogh, Alberto Giacometti ve Francis Bacon ile ilgili oldu.

Bu resimlerin gündeme gelip sergiye eklenmesi, sergi sürecinde sanatçıyı en çok memnun eden gelişmeydi. Çünkü konular sanatçı etrafından kopup daha evrensel bir bağlama açıldı. Sanatçı, bu tablolarında tıpkı diğerleri gibi sergiyi bir “dua” olarak tamamladıklarını görüyor. Bu sanatçıların ortak özelliklerinin -Van Gogh’un bir başlangıç oluşturarak- yaşadıkları dönemde olağan üstü bir öz direnç ortaya koymaları ve adeta bataklıkta açan nilüferlere dönüşmeleriydi. Şimdiden sonrası için ise artık bakalım; hep beraber nereye varacağız?
Sergi, 13 Mayıs 2017 tarihine kadar Derinlikler Sanat Merkezi’nde görülebilir.

Zorlu PSM Caz Festivali başlıyor!

Zorlu PSM’nin tüm sahnelerinin 10 gün boyunca caz, blues, elektronik, rock gibi janrlar arası farklı bir deneyime ev sahipliği yapacağı Zorlu PSM Caz Festivali, 3-12 Mayıs tarihleri arasında müzik performanslarının yanında gerçekleşecek konsept partiler, paneller, atölyelerle müzikseverlerle buluşuyor. Zorlu PSM Caz Festivali’nde ağırlanacak birçok önemli isme festival kapsamında plak pazarı, açık hava etkinlikleri, film ve belgesel gösterimleri eşlik ediyor.

Bu sene ilk kez düzenlenenve İstanbul’un kültür-sanat hayatına yeni bir soluk getirecek Zorlu PSM Caz Festivali’nde Grammy Ödüllü piyanist Michel Camilo ile İspanyol flamenko virtüözü Tomatito aynı sahneyi (3 Mayıs) paylaşıyor. Norveçli saksafoncu Jan Garbarek (5 Mayıs), farklı coğrafyaların enstrümanlarına kendi yorumunu taşıyan Stephan Micus (10 Mayıs) da festival programında yer alıyor.

Çok kültürlü projeler, festivale damgasını vuracak
Festivalin renkliliğini vurgulayan isimler arasında, minimalist klasik müzik ve post-rock’ı başarıyla harmanlayan Kanadalı grup Esmerine (4 Mayıs); Alman müzisyen, prodüktör ve kavramsalsanatçı Pantha du Prince (6 Mayıs), uzun dostluklarının sonucunda çok kültürlü bir projeye imza atan üçlü Gülün /Allulli / De Raymondi (9 Mayıs) ve ülkemizde büyük hayran kitlesi bulunan ABD’li indie/chamber pop ve bossa nova grubu Brazzaville (5 Mayıs) bulunuyor.

Virtüözler sahnede!
Zorlu PSM Caz Festivali kapsamında yaşayan caz efsanesi Chick Corea (12 Mayıs), ABD’li caz davulcusu Brian Blade ve Porto Rikolu caz kontrbasçısı Eddie Gomez’le beraber Ana Tiyatro’da sahne alıyor. Birçokenstrümanda usta olan sanatçı Beth Hart (10 Mayıs) da aynı sahnede fesstivalde müzikseverlerle buluşuyor. Okay Temiz’in (8 Mayıs) caz müziğini doğaçlamayla birleştirirken Türk folklörü ve sufi müziğinden ilham alan projesi Oriental Wind, Zorlu PSM Caz Festivali’nde ağırlanıyor. Ayrıca yerli sahneden Önder Focan & Şallıel Bros (11 Mayıs), Redd (11 Mayıs), Gaye Su Akyol (3 Mayıs) ve Esra Kayıkçı’nın (4 Mayıs) performanslarının da izlenebileceği Zorlu PSM Caz Festivali, performansların yanında birçok yan etkinlikle de dopdolu bir içerik sunuyor.

Anadolu’nun Kayıp Şarkıları “Canlı” projesi de festivalde…
2009’da gösterime girmesinin ardından, Türkiye’de ve dünyada yoğun ilgiyle izlenen Nezih Ünen imzalı belgesel film Anadolu’nun Kayıp Şarkıları, 7 Mayıs’ta müziklerinin canlı performansı ve filmden görüntüler eşliğinde yeniden sahneleniyor. Anadolu müziğini tanıtmayı amaçlayan bu proje, farklı yörelerden müziklerin özgün düzenlemelerini sunuyor. Orkestra üyelerinin arasında projenin düzenlemelerini de üstlenen Alp Ersönmez ve Serhat Ersöz ile birlikte İzzet Kızıl, Sarp Maden, Mert Önal, Hasan Gözetlik, Ali Yılmaz, Göksun Çavdar ve Anadolu’nun Kayıp Şarkıları filminin yapımcısı ile yönetmeni olan Nezih Ünen bulunuyor.

Hint müziklerine ve danslarına doyacağınız muhteşem bir Bollywood şöleni

İş Sanat 17. sezonunu görkemli Bollywood gösterisi ile tamamlıyor. Rengârenk gösterişli kostümleri, ritmik dansları, romantik ve baharatlı müzikleri ile otantik Hint kültürünü yaşatan ve yansıtan Bollywood Geçidi, koreograf Ashley Lobo’nun liderliğinde Navdhara India Dance Theatre tarafından sahneleniyor.

Genç ve yetenekli 22 dansçıdan oluşan Bombaylı topluluk, Hindistan’ın mistik yönlerini ve felsefesini Batı dansının fiziksel metodolojileri ile harmanlıyor.

Adını Hintçe “Nav” yani “yeni” ve “dhara” yani “akış” kelimelerinin bir araya gelişinden alan topluluk, kendini ve dansını Doğulu ya da Batılı olarak sınırlandırmıyor. Evrensel beden dilinin gücüne inanan topluluk, gerçek insani bağlarla Hindistan ve dünyadaki diğer ülkeler arasında köprü kurmayı hedefliyor. Bollywood filmlerinin en ünlü koreograflarından Ashley Lobo ve birbirinden yetenekli dansçıları, dram, aksiyon, romantizm ve dansı içinde barından bu özel gösteri ile 23 Mayıs 2017, Salı akşamı hafızalardan silinmeyecek bir görsel şölen sunacak.

Cyrille Aimee, Türkiye’de ilk kez İş Sanat’ta

Montreux Caz Festivali’ndeki çıkışının ardından yumuşacık yorumu, caz ve funk öğeleri harmanlayan kendine özgü tarzıyla geniş kitlelerin hayranlığını kazanan Cyrille Aimée, Türkiye’de ilk kez İş Sanat’a konuk oluyor.

Fransız bir baba ile Dominikli bir annenin kızı olarak Fransa’da doğup büyüyen sanatçı, her yıl Django Reinhardt Festivali kapsamında yakınlarına kurulan Gypsy kampını yatak odasının penceresinden merakla izlerken müziklerine aşık olmuş ve birkaç yıl sonra kendi arkadaşları ile çıktığı Avrupa turunda bunu çoktan bir yaşam felsefesi olarak benimsemişti.

Sokaklarda şarkı söylerken bir anda kendini festivallerde bulan Aimée, vokal yarışmasındaki birinciliğinin ardından ilk albümünü yayınladı. Star Academy isimli yarışmada finalist olan Aimée daha geniş kitleler tarafından tanındı ve müziği ile büyük beğeni topladı.

Brezilyalı gitarist Diego Figueiredo ve grubuyla tüm dünyada konserler veren sanatçı Let’s Get Lost, It’s A Good Day, Burstin’ Out!, Live At Birdland, Live At Smalls, Just The Two Of Us, Smile, Cyrille AiméeAnd The Surreal Band albümleri ile diskografisini genişletti. Madeleine Peyroux, Stacey Kent ve Zaz gibi caz müzik dünyasının önde gelen vokallerinin tahtına aday sanatçı, Türkiye’deki hayranları ile ilk kez 8 Mayıs 2017, Pazartesi akşamı İş Sanat sahnesinde buluşacak.

Hayal Kahvesi Optimum Göksel’le Açıldı

1992’den bu yana hayallerin gerçekleştiği yer Hayal Kahvesi’nin 22. şubesi İzmir Optimum’da açıldı. Açılış, Göksel’in birbirinden güzel şarkılarıyla şenlendi.

İyi yemek ve iyi müziğin buluşma noktası Hayal Kahvesi, İzmir Optimum’da 22. şubesini açtı. Göksel’in konseri eşliğinde gerçekleşen açılışa İzmirliler büyük ilgi gösterdi. İzmir’in her yerinden yoğun katılım olan konserde, Göksel birbirinden güzel şarkılarıyla Hayal Kahvesi’ne gelenlere muhteşem bir gece sundu.

Hayal Kahvesi Türkiye’nin Her Yerinde
Hayal Kahvesi Optimum Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Aylin Şen, İzmir’de ve Türkiye’nin çeşitli noktalarında, kişilere kaliteli müzik ve kaliteli menüler sunmaya devam edeceklerini belirterek, “Optimum’da 22. şubemizi açtık. Hayal Kahvesi olarak burada İzmirlilere keyifli ve kaliteli zaman geçirmelerini amaçlıyoruz. Bugün Türk popunun değerli ismi Göksel, şarkılarıyla açılışımıza katılanlara unutulmaz bir akşam yaşattı. Bundan sonraki etkinliklerimizde de yine sevilen sanatçıları ağırlamaya devam edeceğiz. 29 Nisan’daki Harun Kolçak konserine tüm İzmirlileri bekleriz” şeklinde konuştu.

29 Nisan’da Harun Kolçak Geliyor
Hayal Kahvesi Optimum, İzmirlilere kaliteli müzik sunmaya devam edecek. 26 Nisan’da Pozitive Live Project müzik grubunu ağırlayacak olan Hayal Kahvesi Optimum, 29 Nisan’da da Harun Kolçak’ı konuk edecek.