SON DAKİKA

Grafikhaber.net
Kültür Sanat Haberleri

Zen ustası Mooji’nin Beyaz Ateş adlı kitabı okurla buluştu

Zen ustası Mooji’nin Beyaz Ateş adlı kitabı okurla buluştu
Bu haber 03 Haziran 2016 - 11:10 'de eklendi ve kez görüntülendi.

İthaki Yayınları Zen ustası Mooji’nin Beyaz Ateş adlı kitabını okurla buluşturdu. Yayınevi ayrıca Scott Lynch’in Büyücüler şehri Karthain’de yapılacak seçimlere hile karıştırılmasını işlediği fantastik kurgusu Hırsızlar Cumhuriyeti ve Rita Hunter’ın tarihi aşk romanı Güz Fırtınası ile Axel Honneth’in etik ve siyasette önemli bir kavram ollan tanınmayı tartıştığı Tanınma Uğruna Mücadele’yi de yayımladı.

Beyaz Ateş

Beyaz Ateş, Mooji’nin esaslı spritüel öğretilerinin sıkıştırılarak bir hap haline getirilmesiyle oluşmuştur. Bu deyişler, tıpkı birer hap gibi yutulduklarında, acı ve sanrıları silip temizleyen ve böylece kişinin mükemmel ve sonsuz olan gerçek doğasını ortaya çıkaran ilahi el bombaları gibidir.

“Ateş her şeyi yakar, geriye külleri kalır.
Ama çok kızgın olan diğer bir ateş var ki, o külleri bile yakar – Beyaz Ateş.
Beni de bu şekilde yak, Ey Beyaz Ateş, Tanrı’nın Rahmeti,
Sen’den başka hiçbir şey kalmayana kadar.”

“Mooji bizleri en sevgi dolu, en güzel ve en canlı şekilde, doğrudan ölümsüz Hakikat’e yönlendiren bir bilgedir. Deyişleri kalplerimizdeki bu sonsuz bilgeliği uyandırır ve Hakikat’e ait olmayan her şeyi silip temizleyerek, geriye yalnızca saf varlığın neşesi ve sessizliğini bırakır.” Mahima Anderson

“Mooji’nin sözleri bizi içimizdeki gerçek olana, ölümsüz olana yönlendirendir.” Mirabai Yaniv

Hırsızlar Cumhuriyeti

“Canlı, orijinal ve çekici. Muhteşem bir şekilde yazılmış.” eorge R.R. Martin-

“Fazla söze gerek yok, bu kitaba bayıldım.” Patrick Rothfuss

“Son derece zarif.” The Times

“Zaten devlet dediğin, izinle yapılan soygundan başka nedir ki?”

Hırsızların en yeteneklisi, dolandırıcıların en eli çabuğu Locke ve yol arkadaşı Jean, hayatlarının en büyük soygununu yapacakları liman şehri Tal Verrar’dan canlarını zor kurtarmıştır. Artık akıllarında tek bir şeyle yola çıkarlar: Locke’un vücudunda gezinen ölümcül zehre çare bulmak. Umutlarının tükenmeye başladığı sırada pek de haz etmedikleri Bağlıbüyücülerden bir teklif gelir.

Büyücüler şehri Karthain’de yapılacak seçimlere hile karıştırmaları istenen Centilmen Piçler’in karşısında ise aynı amacı güden, Lamora’yla düzenbazlık ve üçkâğıtçılıkta baş edebilecek yegâne kişi vardır; Locke’un yıllar önce ilk görüşte kalbini kaptırdığı, aklından bir an olsun çıkaramadığı Sabetha…

İki sahtekâr sayesinde hiç olmadığı kadar dürüstlükten uzaklaşacak olan seçimler… Bağlıbüyücülerin yaptığı planlar içindeki planlar… Sabetha’ya karşı koyamayacak kadar ona tutkun bir Locke… Scott Lynch, Hırsızlar Cumhuriyeti’yle okurlarını büyülemeye devam ediyor.

Tanınma Uğruna Mücadele

Çağımızın önemli düşünürlerinden Axel Honneth, felsefenin gerçek anlamda hayata dokunduğu bu çalışmasında etik ve siyasette başköşeyi işgal eden tanınma kavramını Hegel’in gençlik metinlerinden yola çıkarak tartışmaya başlayıp çağdaş psikanalizle, bilimin yeni bulguları ve deneyimsel içeriğiyle harmanlayarak çağdaş felsefenin problemlerini yeniden ele alabilecek biçimde güncelliyor.

“Kendimize, ancak başkalarının gözünden yansıyan kendi bakışımızda kendimiz olarak erişebiliriz. Bir başka deyişle, kişinin kendi kendisiyle olan özdeşliği ancak diyalektik olabilir ve ‘başkası’ üzerinden dolaylandığı ölçüde gerçekleşebilir.”

“Honneth’in kitabı felsefi gelenek ile modern siyaset biliminin buluşup iç içe geçtiği, şimdiye kadar karanlıkta kalan bir bölgeye ışık tutuyor. Çığır açan bir çalışma…” Charles Taylor

Güz Fırtınası

Geçmişi, üzerine gölge gibi düşen bir adamın tek çaresi, daimi bir güneştir…

“Belki de hiç… Belki de hiçbir zaman tehlikeye ne kadar yaklaştığını anlayamayacaktı. Güzel, küçük kıvılcım bilmiyordu ki bu dünyada ateşten de sıcak şeyler vardı…”

Abertillery Dükü’ne ait papaz evinde ailesiyle birlikte yaşayan Jane Hammond’ın hayatı, kendi küçük dünyası ve gizli hayalleri üzerineydi. Mutlu olduğu, kendini huzurlu hissettiği, ona göre dünyanın en güzel topraklarında yaşamanın belki de tek bedeli, efendileri olan soylunun dikkatini çekmeden, hatta var olduklarını unutturarak devam etmenin bir yolunu bulmaktı. Zira bugüne kadarki hiçbir Abertillery Dükü’nün ahlâk ya da merhametiyle övündüğü söylenemezdi.

Jane endişelerine rağmen, yeni dükün huzurlu dünyalarına ayak basmasının hiçbir şeyi değiştirmeyeceğine inanmaya hazırdı. Ne var ki, soyundan gelen uğursuzluğu gölge gibi üzerinde taşıyan ve geçmişte yaptığı korkunç şey yüzünden yargılanan dükün diğerleri kadar umursamaz olabileceğini düşünmek başlı başına bir hataydı.

Gizemli ve baştan çıkarıcı son Abertillery Dükü Alexander Darius Cunningham’ın Hammond ailesini kabul etmeye mecbur bıraktığı görev onları hiç de arzulamadıkları şekilde bir araya getirirken; tesadüfler ve güçlü güz fırtınaları, tutkulu serüvenlerinin fitilini ateşleyecekti.

Okurken kahkahalarımı tutamadım. Jane, şimdiye kadar yazılmış en çatlak, en eğlenceli leydi olabilir. Kendisine hayran kalmamak imkânsız! Tarihi aşk sevip de Rita Hunter’ın eşsiz kalemiyle henüz tanışmamış olanlar çok şey kaçırıyorlar, benden söylemesi. Alexander ve Jane yeni favori çiftimiz olacağa benziyor.” Onur Kınacı Birler

“Rita Hunter’ın romanlarında bir tarihi aşk romanında olması gerekenlerin fazlası var, azı yok.” Büşra Bal, Yorumbaz
“Rita Hunter başucu yazarlarınızdan biri haline gelecek.” Önokumalar ve Fazlası

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER