66. Berlin Film Festivali’nin ilk sabahında Meryl Streep başkanlığındaki jüri basının karşısındaydı. Basın toplantısı salonu, Oscar rekorlu aktrisin ünü ve karizması nedeniyle dün, daha önceki jüri toplantılarının çok üzerinde bir ilgiyle dolup taştı. Streep dışında basının karşısına çıkan jüri üyeleri, Almanya’dan oyuncu Lars Eidinger, İngiliz oyuncu Clive Owen, İngiliz film eleştirmeni Nick James, Fransız fotoğrafçı Brigitte Lacombe, İtalyan oyuncu Alba Rohrwacher ve Polonyalı yönetmen Malgorzata Szumowska olarak sıralanıyor.

“ONLARIN TEK OY HAKKI VAR BENİM İKİ”

Streep ilk kez bir jüride yer aldığının hatırlatılması üzerine, “Çok gururluyum. Başkanlığı nasıl yapacağım hiç bilmiyorum. Yaptıkça öğreneceğim. Filmleri seven ve umursayan zeki insanlarla birlikte olduğum için sevinçliyim” dedi ve bu görevin çok değer verdiği filmleri tartışma fırsatı olduğunu belirtti. Bu acemiliğinin diğer jüri üyeleri için bir bağımsızlık fırsatı olduğunu söyleyen Streep, esprili sözleriyle oy hakkına vurgu yaptı: “Ama eninde sonunda onların tek oy hakkı var, benim iki.”

Berlinale’nin politik filmlere yer veren bir kimliği olduğunu belirten bir gazetecinin Streep’e değer verdiği politik değerleri sorması üzerine oyuncu, “Her ırktan, cinsiyetten, dinden insanın eşitliğine inanıyorum,” dedi ve Berlinale jürisinde cinsiyet eşitliğinin olmasının değerini de vurguladı: “Bu jüride kadınlar ağırlıkta, sayısal üstünlükleri var. Hatta baskınlar ve karar merciindeler. Berlinale bu konuda sektörün ilerisinde denebilir.” Streep, filmleri yargılarken nelere dikkat edeceğinin sorulması üzerine ise “Benim için şefkatli, anlayışlı bir kalp önemli. Bu, işim için de önemli. Karar zor olacak ama herkesin ne yaptığını dikkatli şekilde izleyeceğim” diye konuştu.

“HEPİMİZ AFRİKALIYIZ”

Meryl Streep, beklendiği üzere Oscar’daki ırkçılık ve Hollywood’daki kadın-erkek eşitsizliği hakkındaki sorulara da muhatap oldu. “Jüri üyeleri arasında hiç siyahî yok. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklindeki soruya Streep, 7 kişilik jürinin dördünün kadınlardan oluşmasına atıf yaparak şöyle cevap verdi: “Tüm cinsiyetlerin, ırkların ve dinlerin eşit olduğunu düşünüyorum. Bu jüride biz kadınlar hâkimiz. Dünyadaki karar organları düşünüldüğünde bu alışılmadık bir durum.” Streep, eşitlik konusunda, ABD Başkanı John F. Kennedy’nin 1963’teki Berlin ziyaretinde söylediği “Ich bin ein Berliner” (Ben Bir Berlinliyim) sözüne de atıf yaparak, “Sonuçta hepimiz Afrika’dan geldik. Berlinliler, hepimiz Afrikalıyız!” dedi.

Jüride yer alan Sight & Sound Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve eleştirmen Nick James ise jürilik işini en rahat karşılayandı: “Burada günlük işimi yapacağım, sadece daha parıltılı. Bu yüzyılda jürilerde pek fazla eleştirmen görmedik.”

Aktör Clive Owen ise seçilen her filmin takdiri hak ettiğini, bunun bir yarış olmadığını söyledi ve “Filmler yarışmaz ama bir şekilde ödül için birini öne çıkarmak gerekiyor. Ayrıca birini öne çıkararak o ekibin hayatını değiştirme şansımız var ve inanın bunu ciddiye alıyoruz” diye konuştu.

CLOONEY GÖÇMEN SORUSUNA SİNİRLENDİ

Bütün toplantıyı esprilerle geçiren Clooney’e, ciddi olması rica edilerek başlayan bir soruda, göçmenlerin durumuyla ilgili çalışmaları olup olmadığı soruldu. Soruya sinirlenen Clooney, “Birçok tehlikeli yere gittim ve elimden geleni yapmaya çalıştım. Siz ne yaptınız göçmenler için? Biri ünlü diye, kalkıp böyle hesap sorar gibi davranılması garibime gidiyor” dedi.

Berlin Film Festivali basın toplantısının ardından Coen kardeşlerin yönettiği, George Clooney ve Josh Brolin’in oynadığı “Hail, Caesar!” filminin gösterimiyle başladı. Bu yılki festivalin jüri başkanlığını yapacak olan Meryl Streep hayranlarının açılış gecesi yoğun ilgisine hedef oldu. Alman sinema severler açılış gecesine avukat eşi Amal ile gelen Amerikalı ünlü aktör Clooney’ye yoğun ilgi gösterdi. Komedi ağırlıklı filmin gösteriminden önce yönetmen ve oyuncu kadrosu kırmızı halıda hatırada fotoğrafı çektirdi.

‘Hail Caesar’ , Hollywood’un Altın Çağı’nda geçen ve o dönemin stüdyo sistemine ve yapım koşullarına Coen’lerin alışıldık espri anlayışıyla bakan bir komedi.

1950’ler Hollywood’unu birebir modellemediklerini söyleyen Joel Coen, kendi çocuğunu evlat edinen aktrisin doğru olduğunu belirtti: “1950’ler Hollywood’nun romantik bir versiyonu. O dönem filmleri üreten makine o kadar güzel tasarlanmış ki! Bakışımızda nostalji değil, şefkat ve takdir var. O döneme modern bir hassasiyet gösterdik.”

Filmde kaçırılan bir yıldızı canlandıran George Clooney ise “Coen’lerle dört seferdir birlikte çalışıyoruz. Her seferinde bir senaryo gönderip manyağın birini oynamamı istiyorlar. Bu sefer de komünistlere takılan bir embesili oynamamı istediler. Her seferinde de ‘Bunu seni düşünerek yazdık,’ diyorlar,” diye işbirliklerini anlattı. Coen’lerle ilgili övgülü sözlerinin hatırlatılması üzerine ise “İyi bir şey söylemişsem, sarhoşumdur,” diye konuştu.

Festivalde, “Altın Ayı” ve “Gümüş Ayı” ödülleri için 18 film yarışacak. 10 gün sürecek festivalde 77 ülkeden 434 film gösterilecek. Festival 21 Şubat’a kadar sürecek.