Ev önceleri çok eski ve pejmürde bir yapıydı, etrafı pislik içindeydi. Fareler evi kuşatmış durumda, evin dışındaki duvarları olmayan tuvalet ise gerçek bir problemdi.

Mimarlar bütün ev incelendikten sonra evi yıkıp yeniden yapmaya karar verdi. Ev net bir şekilde yenilenmeye uygun bir durumda değildi ve evi yıkmak farelerden kurtulmak için tek çare olarak gözüküyordu. Ancak ilk yüzleşilen problem bütçeydi. Belokyo’da yapılan ilk düşük bütçeli ev projesine kıyasla ailedeki kişi sayısı (5 çocuk) nedeniyle daha fazla alana ihtiyaç vardı. İki projedeki bütçe birbirine yakındı ancak Belokyo’daki yenileme projesinin tersine bu bir yeni inşaat çalışmasıydı.

Bu büyük bütçe problemi daha büyük bir alan yaratırken giderleri kısmakla ilgili fikirler ortaya çıkmasını sağladı. Çözüm kullanılan yapı malzemelerinde bulundu. İnşaat zamanını ve saha çalışmalarını en aza indirme amacıyla konteyner evler seçildi. Ancak evlerin zayıf yalıtımı ve zemin gürültüsü nedeni ile ele alınması gereken başka problemler ortaya çıktı. Zemin tek parça olarak inşa edildi ve geriye yalıtımı artırmak ve 7 kişilik bir aile için yaklaşık 50,4 metrekare boyutundaki 3 konteynerle yeterli alan yaratmak kaldı.

Daha sonraki çözümler, iki konteyner evi ayırarak aralarında bir açık alan yaratmak ve ardından tüm alanı bir evle çevreleyerek “ev içinde ev” yaratma fikri oldu. Sonuç olarak binanın içinde üç yalıtım katmanı oluşturuldu ve “iç ev”- “dış ev” arasında tanımlanmayan alanlar oluştu.

Bu ekstra alanlar aynı zamanda büyük kayar kapılar vasıtasıyla doğayla bağlantı kurmakta ve yazın kapılar açık olduğunda açık alan alan kışın kapalı olduğunda da kapalı alan işlevi görüyor.

Dahası ev, bir açık zemin, bir çatı katı ve gökyüzünü izlemek için şeffaf bir çatı ile ailenin 5 çocuğuna dinamik ve farklı bir alan deneyimi yaşama imkanı sağlıyor.