Alanında söz sahibi bilim insanlarının çok değerli katkılarını bir araya getiren Yüz Yıl Sonra Ermeni Soykırımı, 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılışından sonra ortaya çıkan yeni eleştirel teorileri inceleyen Aklın Sol Yarısı, köylülerin “darbe” ve “komünizm” ile imtihanının anlatıldığı Turgut Ulucan’ın romanı Devrim Bize Güldü Geçti ile Harun Candan’ın boşanmanın arifesinde bir banka müfettişi ile bankada çalışan bir kadının hikâyesini anlattığı romanı Yağmur Dinecek Kimse Bilmeyecek, 12 Şubat’ta okurla buluşuyor. İletişim Yayınları ayrıca klasikler arasında Franz Kafka’nın Dönüşüm’ünü Tanıl Bora çevirisiyle yayımlıyor.

Yüz Yıl Sonra Ermeni Soykırımı – Araştırmalar, Tartışmalar

2015 yılında Paris’te Ermeni Soykırımı Araştırmaları Uluslararası Bilim Konseyi tarafından gerçekleştirilen kolokyumun bildirilerinden derlenen Yüz Yıl Sonra Ermeni Soykırımı, İletişim Yayınları’ndan çıkıyor.

Ermeni Soykırımı’nı birçok yönüyle yorulmayan derlemede, yıkımın izleri hafıza, aktarım, inkâr ve affetme sorunsalları çerçevesinde tartışılırken, 20. yüzyılın ürünü olan bir kitlesel şiddet eylemleri çağı da sorgulanıyor.

Yüz Yıl Sonra Ermeni Soykırımı, alanında söz sahibi bilim insanlarının çok değerli katkılarını bir araya getiriyor. Derlemedeki çalışmalar, sadece Ermeni soykırımını yorumlamakla kalmıyor, kıyım sürecinin aşamalarını, Osmanlı toprakları üzerinde yaşayan diğer azınlıkların karşılaştığı zulüm politikalarını, Birinci Dünya Savaşı ve uluslararası konjonktürün etkilerini, hukuki açıdan soykırımın yankılarını ele alıyor; yıkımın izlerini hafıza, aktarım, inkâr ve affetme sorunsalları çerçevesinde tartışıyor. Yüz Yıl Sonra Ermeni Soykırımı, çağımızın ilk soykırımını incelerken 20. yüzyılın ürünü olan bir kitlesel şiddet eylemleri çağını da sorguluyor.

Fransız tarihçi Vincent Duclert’in derlemeyle ilgili değerlendirmesi şöyle:

“Soykırım sadece Osmanlı İmparatorluğu’nun, İttihatçı zorbalık yönetiminin güçlenmesini ve iç düşmanın yok edilmesi sürecini meşrulaştıracak biçimde Avrupa’daki savaşa dahil olmasının bir sonucu değildir. (…) Ermenilerin, özgürlük ve güvenliklerini sağlamak için Osmanlı İmparatorluğu’ndan talep ettiği reformlar, onların toplumsal, siyasal bünyeden ve ülke topraklarından tümüyle temizlenmesi gereken mutlak bir iç düşmana dönüşmesinin başlangıç noktası olacaktır; hatta bu temizlik, imparatorluğun hayatta kalmasının ve yeniden doğmasının önkoşulu kabul edilecektir.”

Aklın Sol Yarısı – Yeni Eleştirel Düşünceler Atlası

İletişim Yayınları, 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılışından sonra ortaya çıkan yeni eleştirel teorileri inceleyen Aklın Sol Yarısı kitabını okurla buluşturuyor.

Razmig Kuecheyan eserinde Marksizm, post-Marksizm, post-yapısalcılık, post-kolonyal teori, queer teori gibi birçok alanı ve Judith Butler, Alain Badiou, Fredric Jameson, Antonio Negri, Gayatri Spivak, Axel Honneth, Perry Anderson, Zizek gibi birçok ünlü düşünürün teorilerini inceliyor, karşılaştırıyor. Kapsamlı bir tartışma zemini sunan bir çalışma…

Eleştirel teorileri inceleyen kitap geniş bir perspektifle, Marksizm, postMarksizm, post-yapısalcılık, post-kolonyal teori, queer teori gibi oldukça kapsamlı bir tartışma zeminini ele alıyor. Judith Butler’dan Alain Badiou’ya, Fredric Jameson’dan Antonio Negri, Gayatri Spivak, Axel Honneth, Perry Anderson ve ZiZek’e dek birçok düşünürün birbirleriyle ilişkili, kimi zaman birbirlerini tamamlayan teorilerini inceliyor, karşılaştırıyor.

1990 sonrasında dünyada yaşanan sosyal ve politik gelişmeleri de bu bağlama dahil ediyor. Aynı zamanda, bir teoriyi “yeni” olarak adlandırabilmenin kriterlerini sorguluyor. Eleştirel düşüncelerin merkezinin 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra Doğu ve Batı Avrupa’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne kaymasının, bu eleştirilerin doğasında yol açtığı büyük değişikliklerin altını çiziyor; yeni dünya düzeninin analizini yapıyor.

Devrim Bize Güldü Geçti

Yayımlanan ilk romanı Nergis ile edebiyatseverlerin dikkatini çekmeyi başaran Turgut Ulucan, yeni bir romanla karşımızda. İletişim Yayınları’nın 12 Şubat’ta raflardaki yerini alacak Devrim Bize Güldü Geçti adını taşıyan bu romanında Ulucan, yine küçük bir köyde yaşanan büyük bir hadiseyi anlatıyor. Akpınar köylüsünün “darbe” ve “komünizm” ile imtihanının anlatıldığı bu romanda, hem neşe yüklü hem de buruk bir tat bulacaksınız.

Yozgat’ın Akpınar köyü, zırnık vermez toprağı, üçü beşi istisna yoksul köylüsü, “acın yatıp gücün kalkıp” yuvarlanır giderler. Köyün marazlısı, büğdürü, sıracalısı Zabun Lütfü “derman Yozgat toprağında” deyip vurmuş yollara… Çekemeyenler varsın Zabun desinler. Bunun sonu roman olur.

Turgut Ulucan ilk romanı Nergis’te yaptığı gibi yine küçük bir köyde yaşanan bir büyük hadiseyi anlatıyor.

Devrim Bize Güldü Geçti, Akpınar köylüsünün “darbe” ve “komünizm” ile imtihanının neşe yüklü buruk hikâyesi.

Hepimiz birer komutan olacakmışız devrim gelince Akpınar’a. Malı mülkü olmayan yaşayacak. Varıp onun bunun tarlasına tokadına, dilediğin gibi ekip biçeceksin. Çıkan da ortak olacak tümden. Köye fabrikalar dikilince de bizim üç oğlana birden iş hazır. Allah’ın izniyle devrim olunca tek bi nokta karanlık ki bıkkınlık gelene taze avrat sözü geçmiyor hiç. Bu da beni küstürüyor. Kitaba bu da yazılsın da biz bu işe kafa yorarken varsın komutanlığı senin kardeşine versinler.

Yağmur Dinecek Kimse Bilmeyecek

İletişim Yayınları tarafından yayımlanan ilk kitabı Hayalnâme ile tanıştığımız Harun Candan, bu kez Yağmur Dinecek Kimse Bilmeyecek ile okurlarının karşısına çıkıyor.

Boşanmanın arifesinde bir banka müfettişi ve müfettişin teftiş etmeye geldiği bankada çalışan bir kadının hikâyesinin anlatıldığı Yağmur Dinecek Kimse Bilmeyecek, polisiyenin ve romantizmin kıyılarında gezinirken, cinai yollara kıvrılan doludizgin bir kaçış entrikasını anlatıyor…

Fırtınanın insanları esir aldığı, girmenin de çıkmanın da gayrimümkün olduğu bir adada, ergen âşıklar gibi gizli saklı dolaşan bir çift. Boşanmanın arifesinde bir banka müfettişi ve müfettişin teftiş etmeye geldiği bankada çalışan cazibeli bir kadın… Polisiyenin ve romantizmin kıyılarında gezen bir muamma. Genel ahlâka mugayir bir fiilin failleri, esrarengiz adanın çatallanan yollarında hiç umulmayan bir kumpasın figüranları mı yoksa…

Harun Candan yeni romanı Yağmur Dinecek Kimse Bilmeyecek’te, cinai yollara kıvrılan bir ilişkiyi, ustalıkla, neşeyle işliyor; usul usul ilerleyen bir tutku, doludizgin bir kaçış entrikası anlatıyor…

Sarhoş olmasına sarhoştu ama kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyordu benimle. Sevda, güven, yabancılık, aşk, başlangıç, hayal kırıklığı, hatıralar. Ağzından çıkan iki kelimeye onlarca farklı anlam yükleyip saatlerce düşünebilirdim.

Dönüşüm

Dünya edebiyatını şekillendiren klasik eserleri büyük bir titizlikle hazırlayan İletişim Yayınları, Kafka’nın Dönüşüm adlı eserini yayımladı.

Tanıl Bora’nın çevirisi, Johannes Pfeiffer’ın önsözü, Idris Parry’nin sonsözü, yazar/dönem kronolojisi ve kitaba dair görsellerle okura bu klasik yapıt üzerine yeniden ve çok boyutlu bir düşünmenin yollarını açacağına inandığımız bu çalışma, Dönüşüm’ü ilk kez okuyacak okurların ve tekrar okumak isteyenlerin başucu kitabı olacak…

Kafka’nın absürd ve dehşet dolu başyapıtı Dönüşüm, modern bireydeki suçluluk, yetersizlik ve yalnızlık duygularının kendi felaketine nasıl sebep olabileceğini anlatan bir ahir zaman masalı.

Kafka’nın Dönüşüm’ü, insanın yabancılaşma deneyiminin modern edebiyattaki en etkili hikâyelerinden birini, belki de en güçlü mecazını sunar. Pazarlamacılık yapan bir genç adamın sabah uyandığında kendisini bir haşereye dönüşmüş bulması, gerçekten ölümsüz bir sahne, provokatif bir fantezidir. Uzun öykü, kahramanının bir haşere olarak ailesi ve orta sınıf hayatı içinde var olma çabasıyla sürecektir. Dönüşüm, yabancılaşma meselesinin yanı sıra insanın “uyum kabiliyeti”yle, konformizmle büyük bir hesaplaşmadır. Bununla beraber, onun bencilliğiyle, çıkarcılığıyla, gaddarlığı, “kurtluğu”yla da… Bilinç dışına tuttuğu aynalarla da olağanüstü çarpıcı olan anlatı, Kafka’nın en popüler eseri olarak bilinir.