David Bowie’nin rock’n’roll’a katkıları espri ve incelik oldu. Çok zekidir, gerçek bir müzisyendir ve çok geniş bir sesi vardır. Ben onun Ziggy Stardust tonlamasını severim ama birçok farklı ses rengine sahiptir. İsterse son derece duygulu söyleyebilir. Rock’n’roll dünyasındaki herkesten daha yüksek bir melodi duygusu vardır. Onun melodilerini birçok insan söyleyemez. Çok yüksek tonlara çıkabilir. Örneğin benim “Transformer” albümümde söylediği “Satellite of Love”. Şarkının sonunda çok yüksek notalara çıktığı bir yer var ki, şahane…

Lou Redd, Mick Jagger ve David Bowie.
Little Richard’dan bu yana rock’ta androjeni varolageldi ancak David bunu cilalayan kişidir. Ziggy karakteri üzerine çok düşündü, o karakteri yaratabilmek için mim çalıştı ve o karakteri sadece insanlar gülsün diye yaratmadı. Sahne tekniklerini ve sahnenin büyüsünü çok iyi bilir. Ziggy karakterinden tam bir şov oluşturdu sonra da onu arkasında bıraktı. Ne kadar akıllıca! Yani, Ziggy’yi yapmaya devam etseydi neler olacağını düşünebiliyor musunuz? O durumda, eğer eleştirmenlerin ve seyircilerin görüşlerini dikkate alacak olursanız sadece dört şarkıyı yeniden çalıp duracaktınız. David Thin White Duke gibi başka karakterler de yarattı. Ayrıca Young Americans gibi albümlerdeki Amerikan soul müziği yorumu inanılmaz güzeldir, kendi yazdığı parçalar da harikadır.

En sevdiğim David Bowie albümü hangisi, karar veremiyorum. Seçimlerim ruh halime göre değişiyor. Herhangi bir dans albümü, örneğin “Ziggy Stardust” ya da “Hunky Dory”deki ‘Bewlay Brothers’ adlı parça. “Low” ve “Heroes” gibi Brian Eno’yla beraber kotardığı albümler de inanılmazdır. O her zaman değişir, dolayısıyla asla bıktırmaz. Son albümü “Reality”deki ‘The Loneliest Guy’ çok iyi bir şarkı.

İnanılmaz ama, bunca yıldan sonra hâlâ arkadaşız. Arada bir beraber sergiye ya da müzeye gideriz, onunla çalışmayı da çok severim. David’in yaptığı her şeyi beğeniyorum ve hâlâ müzik yapması, hâlâ ilgisini kaybetmemiş olması beni çok mutlu ediyor. Son turnesinde burada New York’ta çalarken izledim; hayatımda izlediğim en iyi rock şovlarından biriydi. En azından beyaz rockçılar arasında. Ciddiyim. Yazı: LOU REDD