“Mikro Mekânlar” proje dosyasında farklı ölçeklerde, şehirde ve kırsalda tasarlanmış yaşam alanlarını inceliyoruz. İki ay devam edecek dosya boyunca, temelde barınma ihtiyacını karşılamak üzere tasarlanmış ve olabilecek minimum metrekareyi kullanma iddiasında olan örneklere bakacağız.

Mikro ve mekân anahtar kelimeleri üzerinden araştırmaya başladığımızda bu küçük mekânların işlevleri üzerine kendimize bir kısıt koymamıştık; fakat proje arayışımızda önümüze çıkanlar bir noktada bizi konut üzerinde odaklanmaya yöneltti. Mimarlığın en temel meselelerinden birinin insanlara yaşam alanı üretmek olması bir yana; Birleşmiş Milletler ’in “Dünya Kentleşme Beklentileri” 2014 raporunda, 7,2 milyarlık dünya nüfusunun %54’ünün kentlerde yaşadığını ve 2050’de bu oranın %66’ya varacağını öngördüğünü açıklaması, az metrekareli ama çok işlevli yaşam alanları üzerine kafa yormayı gerekli kılıyor.

Mikro apartmanlar, SoCO (Society for Community Organization)

Konu küçük ölçekli yaşam alanları olsa da projeler kendi içlerinde çeşitlilik gösteriyor. Hong Kong’ta yoksul ailelerin tek bir odayı hem uyuma hem yaşam alanı hem de mutfak olarak kullandığı bağlamla, New York’ta yaşanan sosyal ve kültürel dönüşüm sonucu geliştirilen stüdyo tipi projelerin bağlamı birbirinden oldukça farklı gözükse de benzerlikler taşıyor. Büyük şehirlerdeki alan sıkıntısı ve artan arsa değerleri sağlıklı ve yaşanabilir “mikro mekânlar” üretmeyi zorunlu hale getiriyor.

Carmel Place, n Architects

Diğer yandan “mikro mekânlar” sadece şehrin sınırları içinde yer almıyor. Kentlerde zaruriyetten ve/ya fırsatçılıktan doğan bir tipoloji, kır yaşamını seçenler için de bazen iyi bir alternatif haline gelebiliyor. Doğada tasarlanan ve minimum ihtiyacı karşılamak üzere şekillenen kabinler küçük mekân örneklerinin önemli bir kısmını oluşturuyor. Bu örnekler sıkışıklık ve kalabalık üzerinden şekillenmek yerine geniş ve açık bir arazide, otonom bir yaşamın sürdürülmesi için gerekli minimum ihtiyacı lükse kaçmadan sağlama iddiasını taşıyor. Kırsalda yer alan çoğu proje, şehrin doğasında değil de vahşi doğada yer almaktan kaynaklı olarak, sürdürülebilirlik ve geri dönüşümlü malzemelerin kullanılması konularına önem veriyor. Bu kategorideki yaşam alanlarının bazılarındaki geçicilik ve mobil olma vurgusu da aslında yine şehir yaşamının yerleşikliğine alternatif, kırsalda ve göçebe bir yaşamın ihtimalini savunuyor.

Lake Jasper House, Architecturama

“Mikro Mekânlar” dosyası altında inceleyeceğimiz diğer bir kategori ise küçük yaşam alanlarının iç mekânları üzerine yoğunlaştığımız bir bölüm olacak. Küçük alanlara en çok fonksiyonu yerleştirmek üzere yapılmış iç mekân düzenlemelerine dair önerilere bakacağımız bu bölümde, esnek kullanımlı mobilyaları ve hafif müdahalelerle kullanım alanı genişletilmiş, hâlihazırda var olan konutları göreceğiz.

Biobombastic, elii

Son bölümde ise diğerlerine göre daha deneysel iki projeye yer vereceğiz. Hem şehrin ve hem de kırsalın “sıradan” mimarisinden farklı olarak mühendisliğin daha çok işin içinde olduğu bir “ağaçlara yerleşme” önerisi gündemimize girecek. Diğer örnekte ise insan bedeni ölçeğinde mobil bir mekân üretme iddiasında olan ve işlevinden öte konuyu uç noktalara götürmesiyle göze çarpan 1m²’lik eve göz atacağız.

Tranendreef(Treetents), fotoğraf: Dre Wapenaar