Söke Belediyesi Kentsel Yenileme Eksenli Fikir Projesi Yarışması'nda Son Durum 5

Söke Belediyesi Kentsel Yenileme Eksenli Fikir Projesi Yarışması geçtiğimiz Mart ayında açılmıştı. Yarışma; Söke’nin gelecekte hizmet merkezi olarak gelişmesini destekleyecek biçimde mevcut kent merkezi gelişme koridoru ve Söke Çayı kent içi geçişini çevreleyen 1.001.605,618 m²’lik (100,16 Ha) alan içinde kalan mevcut kentsel dokunun yenilenmesi hedeflenmekteydi. Yarışma sonucunda üç ekibin projeleri eş değer ödüle layık görülmüştü.

Eş değer ödül sahibi ekiplerden Devrim Çimen, Serdar Nizamoğlu ve Hasan Özbay’dan gelen haberlere göre 2015’in Haziran ayında sonuçlanan yarışmanın devamında, proje uygulaması konusunda ödül alan ekiplerden hiçbiriyle iletişime geçilmedi. Belediye yetkilileriyle görüşen ekiplerin aldığı bilgi, jüri başkanı nezaretinde kazanan üç projeden yeni bir proje yapma yoluna gidildiği oldu. Aşağıda eş değer ödül sahibi ekip üyesi Baran İdil’in konuyla ilgili Söke Belediyesi Başkanı Süleyman Toyran’a yazdığı mektubu sizinle paylaşıyoruz:
Sayın Başkan
Kısa bir zaman önce, Bodrum’daki bir söyleşide:
Bodrum’da, hala bir “kentsel tasarım yarışmasının organize edilememiş olmasını, “kendilerini egenin en elit popülasyonun “ diye niteleyen, Bodrum yönetimi ve Bodrumluya, hiç yakıştıramadığımı söylemiş, SÖKE BELEDİYESİNİ örnek göstermiş idim.

    • Söke Belediyesinin “Kent Merkezinin Kentsel Dönüşüm ve Yenileme Projelerini” yarışmaya çıkarmasının ülkede bir ilk olduğunu,

 

    • Söke merkezindeki yığılma ve paralizasyonlarla, kentin geleceğinin tehlikede olduğunu deşifre etmekten, bu alandaki uygulamayı durdurup, alanı ivedilikle yarışmaya açmanın, çok ciddi bir kültürel seviyeyi gösterdiğini,

 

    • Ülke kentleşmesindeki en önemli ve güncel hale gelmiş bu sorunun çözümünde, öncü ve ümit veren bir yaklaşım oluşturmasını, anlatmış;

 

    • Bu nedenlerle SÖKE BELEDİYE BAŞKANI ve Belediye yönetiminin her çeşit övgüyü hak ettiğini ifade etmiştim.

 
İnanarak yaptığım bu söyleşilerin sıcaklığı hala üzerimdeyken bu gün bana yapılan bir bilgilendirme, düşün dünyamı alt üs etti. Aldığım bilgilenme özetle şöyle idi. Belediye, Jüri başkanının danışmanlığında ve her üç projeden beğenilen taraflarını içeren bir uygulama projesi ( yada imar planı) çalışmasını kendi teknik personeli ile yapacakmış:
Bu karar, içerdiği sorunlar nedeniyle son derece yanlış ve ümit kırıcıdır. Şöyle ki :
1)      Seçilen üç proje, gerek alan kullanımı gerekse ana tasarım konsepti olarak öylesine farklıdır ki, kendi yaklaşımındaki becerilerinin, ancak çok küçük ayrıntılarda, bir diğerine aktarılması belki mümkün olabilir. Bu anlayış ne planlama ne de uygulama mantığı açısından, asla doğru bir yaklaşım değildir. Doğru olanı bir projeyi baz alıp, onun geliştirilmesidir.
2)      Belediyenin uygulama projelerini “yetkin bir danışmanın yönetiminde” yürütmesi, dünyada da uygulama uygulanan bir yöntemdir.  Ancak, bu yaklaşımda iki önemli belirleyici vardır. Şöyle ki:
a)       Yetkin danışmanlık kurumu, çok doğal ve tartışmasız olarak,  uygulanacak ana projenin – müellifleridir (jüri başkanı yada başkası değil). Yarışma ile seçilen bir projenin uygulanmasına, yarışmanın jüri başkanının getirilmesi ise etik ve hukuki bir işlem değildir.  Bu olgu yarışmacılardan, Danışmanlık Meslek Odası ve mahkemelere “şikâyet etme hakkını doğurur (şimdiye kadar ne ülke ne de ülke dışında rastlanmamış garip bir olaydır bu).
b)      Seçilen bu yöntemle, doğru sonuçlar alınabilmesi için danışmanlığın yetkinliği kadar, belediye ekipmanlarının da yeterliliği önemlidir. Aksi halde böylesine kapsamlı ve daha önemlisi daha önce yeterince deneyimlenmemiş bir çalışmayı yürütmek çok zordur.
3)      Belediyeyi böyle bir irrasyonel yola sokan nedenler şöyle anlatılmıştır:
Aydın Büyükşehir Belediyesi ile yapmış olduğunuz temaslar da; Aydın Belediyesi’nin, onaylı imar planlarıyla oluşan yoğunluk artışlarına ve Nazım Plandaki arazi kullanım kararlarının değiştirilmesine izin vermeyeceği ve bu doğrultudaki nazım plan kararlarının onaylamayacağı ifade edilmiş ve Söke Belediyesinin çaresiz kaldığı söylenmiştir.
Bu bilginin, ne imar hukuku ne kentsel tasarım ne imar yasası ve dönüşüm planları yönetmeliği, ne de ülkedeki imar uygulaması ile tutarlı bir yanı yoktur. Sanırım bir yanlış anlama olmuştur!
Ülkemizde yaygın bir şekilde yapılmakta olan kentsel dönüşüm ve yenileme projelerinin önünü kesen hiçbir yasa yoktur. Örneğin, gerek bizim projemiz gerekse diğer projelerdeki önerilerde kentsel konut yoğunluğunu yürürlükteki imar planıyla kazanıldığı düşünülen “yasal yoğunluğu” aşan bir durum yoktur. Yarışmaya konu olan alandaki yapılaşma ise mevcut planla önerilenin 1/3 ‘ü kadardır. Ayrıca, yapılan tasarımlarda yasal ekipman ihtiyaçları (yeşil alan, okul, kültür ekipmanı, yol, otopark vb.) hep arttırılmıştır. Yani neden korkulduğu anlaşılamamıştır. Böyle bir nedenle sapılan bu yanlış yoldan çıkılmalıdır.
Sayın Başkan
Ülke ölçeğinde bir pilot projeyle her çeşit övgüyü hak edecek bir başlangıçtan sonra yapılan bu yanlıştan ivedilikle döneceğinize inanıyorum. İnanız ki kısa bir süre sonra ölçeğinde heykelinizin dikileceği, (İzmir Fuarının Dr. Behçet Uz’u gibi)  bir işe soyundunuz, Lütfen! Bu kadar çabuk pes etmeyiniz.
Bu konuda gereksinim duyduğunuz takdirde elimizden gelen katkıyı sunacağımızı, arz ederiz.
Esenlikler ve başarılar dileriz. 22 /12 /2015
Saygılarımla,
Baran İDİL
Y.Müh /Şehir Plancısı