Hafta içi holding merkezi, hafta sonları ise herkese açık bir ofis müze olarak hizmet veren Borusan Contemporary’nin dünyada eşi benzeri var mı? Kurumun genel sanat direktörü Amerikalı küratör Kathleen Forde’ye yöneltiyoruz bu soruyu. “Bildiğim kadarıyla yok, dünyada tek” diyor, “Burasının sanat direktörlüğünü heyecanlı kılan da bu. Mekanın dinamiğine, saatine uymak zorundasın.”

Rumelihisarı’ndaki ünlü Perili Köşk’te bulunan Türkiye’nin ilk ofis müzesi, bu hafta iki yeni sergiyi izleyiciyle buluşturuyor. İlki Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan özel bir seçkinin görüleceği ‘Güverte Yolculuğu’. Küratörlüğünü Necmi Sönmez’in yaptığı sergi, yazar Tezer Özlü’nün ‘Yaşamın Ucuna Yolculuk’ adlı kitabından yola çıkılarak, ağırlıklı olarak koleksiyona yeni eklenen eserlerden oluşturuldu. Perili Köşk’ün 2’nci ve 4’üncü katlarındaki süreli sergi salonlarında ise ‘teamlab’ adı altında bir araya gelen Japonya merkezli bir grup yeni medya sanatçısının dijital teknolojinin son olanaklarını kullanarak ürettiği çalışmalar yer alıyor. Bakmayın serginin ‘Sanat ile Fiziksel Mekânın Arasında’ gibi sofistike bir ismi olmasına, hayli oyuncaklı bir sergi. Giderseniz göreceksiniz, tam instagram’lık!
Peki hafta içi Türkiye’nin en büyük holdinglerinden Borusan’ın genel merkezinin bulunduğu bir mekana sergi kurmak nasıl bir deneyim? Yerinde görmek için salı akşamı iş çıkışı Perili Köşk’te alıyoruz soluğu… Borusan Contemporary’nin yeni direktörü Yağız Zaimoğlu karşılıyor bizi. Yorgun görünüyor, zira birkaç gündür gece 2’lere 3’lere kadar orada…
Ofis katlarını dolaşmaya başlıyoruz… Saat 20.00’ye yaklaşmasına rağmen aynı zamanda tutkulu bir koleksiyoner olan Borusan Holding’in CEO’su Agah Uğur hala ofiste, camla ayrılan bir odada iki holding çalışanıyla ciddi meseleler konuşuyor. Odada bulunan üç büyük bilgisayar ekranında çeşitli renklerde rakamlar akıyor. Belli ki borsa ekranı onlar…

Katlardan birinde işlerini henüz bitirdiği anlaşılan üç dört holding çalışanı daha var. Ben Rubin’in ‘Diplomasinin Dili’ adlı florasan işi kurulmuş, denemesi yapılıyor. LED florasanlarla duvara hangi kelimenin yazdığını çözmeye çalışıyorlar. Ofis aydınlık olduğu için harfleri çözmek zor. O sırada birisi duvarın bir ucuna geçip işin yandan nasıl göründüğünü tarif ediyor: “Arkadaşlar bakın bakın, yandan çok güzel görünüyor.” İçlerinden biri akıllı cep telefoniyle işin fotoğrafını çekerken duvarda ne yazdığı çok net belli oluyor: Strong (güçlü)… 36 LED florasandan oluşan ‘Diplomasinin Dili’nde Wikileaks belgelerinde sıkça kullanılan ‘strong’, ‘names’ (isimler), ‘places’ (yerler, mekanlar) gibi İngilizce altı harfli kelimeler yazıyor. Kelimeler sürekli tekrarlanıyor. Elbette serginin gezilebileceği haftasonları ofis aydınlatması kısılacağı için kelimeler de net şekilde okunabilecek.

TeamLab sergisinin kurulduğu süreli sergi salonlarına geçiyoruz… Yeni medya sergisi olduğu için duvarlar siyaha boyanıyor. Boya işleri Menderes ustadan soruluyor. Japonya’dan gelen teknik ekip harıl harıl çalışıyor. Bugün üçüncü gün… Çok yüksek çözünürlüklü görüntü taşıyabilen HDMI ve fiber optik kablolar çekilmiş, son teknoloji ürünü 4K ekranlar belli yerlere yerleştirilmiş, şimdi görüntülerin ekranlara doğru şekilde aktarılması işlemleri yapılıyor. Bir duvardan dijital bir şelale (Su Parçacıklarının Evreni) akıyor, diğerinde kelebekler (Sınırların Ötesinde Kelebeklerin Kanat Çırpışı) uçuşuyor… Japon ekipten birisi kelebekli işin interaktif olduğunu anlatıyor. Rengarenk dijital kelebekler 4K ekrandan çıkıp duvarda uçmaya devam ediyor. Duvara yansıyan kelebeklere dokunduğunuzda ise hızla aşağıya düşüp kayboluyorlar. Dokunmak serbest!

4. kattaki sergi salonu ise dijital Japon bahçesine dönüştürülmüş. Hareket halindeki rengarenk çiçekler sekiz ayrı projeksiyon aracılığıyla mekanın tüm duvarlarına yansıyor. Duvara yaklaştığınızda üstümüz çiçeklerle kaplanıyor. ‘Çiçekler ve İnsanlar Kontrol Edilemez, Birlikte Yaşarlar: Her Saat Bir Yıl Boyunca’, tam instagram’lık bir iş. Perşembe akşamki sergi açılışında da gözlemledik, herkes fotoğraf çekiyor, çektiriyordu…

Yağız Zaimoğlu, “Böyle yüksek teknoloji isteyen bir yeni medya sergisi kurmak zor iş” diyor, “Ne kadar planlasanız da illa aksilikler oluyor, zaman alıyor. HDMI kablo ya da fiber optik kablo diyorsunuz, başka kablo geliyor. Bir de Avrupa’daki bir şeyin muadilini burada bulmak kolay. Ama Japonya’daki teknolojik bir ürününün muadilini burada bulmak her zaman kolay olmuyor.”
Bir gece önce mesela, kelebekli iş kurulurken HDMI kabloların duvardan geçirilmesinde sorun yaşanmış. Haliyle sinirler gerilmiş. Böyle durumlarda müzenin sergiler yöneticisi Ekin Bayraktaroğlu’na gülme krizi geliyor! Yağız, “Olsun, ne yapalım, olmazsa ikinci bir duvar daha yapar, oradan geçiririz kabloyu” diye sakinleştirmek zorunda kalmış genç Ekin’i. Neyse “İsviçre çakısı” dedikleri binanın teknik sorumlusu Sinan Mantarcı’nın yardımıyla sorun hallolmuş bir şekilde…

Binanın katları arasında dolaşırken sanatçı Engin Beyaz’a rastlıyoruz… Üç gündür yüzlerce altıgen plastik petek ve saydam plastik üzerine yaptığı figürlerden oluşan ‘Rabb, Ariya Vahyetti’ adlı işini kurmaya çalışıyor. Bir elinde yapıştırıcı, diğerinde petek ya da figürler, tek tek duvara monte ediyor. Hiç üşenmeden, ince ince, emek emek… “Emek olmalı” diyor, “Sadece düşünmek yetmiyor.”

Son durak tüm ofis katlarına yayılan koleksiyon sergisi ‘Güverte Yolculuğu’nun küratörü Dr. Necmi Sönmez’in yanına gidiyoruz… “Ofis müze zor. Sürekli binanın özelliklerine, mimarisine göre hareket etmek, binanın saatine uymak zorundasınız” diyen Sönmez, altı ayda bir değişen her koleksiyon sergisi gibi ‘Güverte Yolculuğu’nu da Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’na yeni dahil edilen eserleri dikkate alarak kurgulamış. Sergilerinde edebiyat referenslarına önem veren Sönmez’in bu seferki kılavuzu Tezer Özlü’nün ‘Yaşamın Ucuna Yolculuk’ adlı kitabı olmuş… “Bu sergi, çağdaş sanatçıların çevre, küresel ısınma gibi çağımızın sorunlarına nasıl yaklaştıklarını göstermesi bakımından da önemli” diyor Sönmez.

Alman sanatçı Frank Thiel’in Arjantin’in buzdağlarıyla kaplı bölgesi Patagonya’da çektiği devasa fotoğraflar hayli etkileyici. Borusan Holding’in patronu Ahmet Kocabıyık ile CEO Agah Uğur’un odasında sergilenen Kanadalı sanatçı Ellen Kooi’nin fotoğrafları da öyle… Isabel Munoz’dan Edward Burtynsky’e Alex Katz’dan Abdurrahman Öztoprak’a pek çok dev sanatçının eserlerinin yanı sıra Perili Köşk’ün şahane Boğaz manzarası da çabası…

Dr. Necmi Sönmez’in küratörlüğündeki ‘Güverte Yolculuğu’ ve Charles Merewether’in küratörlüğündeki ‘TeamLab: Sanat ile Fiziksel Mekânın Arasında’ sergileri 21 Ağustos’a kadar Borusan Contemporary’de görülebilir. Borusan Contemporary yalnızca hafta sonları 10.00–20.00 arası açık. wwww.borusancontemporary.com